Açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla gündem yaratan ve Türkiye’nin en çok konuşulan sivil toplum kuruluşu olan CİNSEL Tıp Enstitüsü’nün yaptığı araştırma sonuçlarına göre cinsel şiddet her geçen gün artıyor. Kadınları istemediği cinsel ilişkiye zorlamak, tecavüz, başka kişilerle cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel olarak kişiyi korkutan ve kıran davranışlarda bulunmak, sürekli kadınlığını aşağılamak, telefonla, mektupla veya sözlü olarak sürekli cinsel içerikli tacizlerde bulunmak, cinsel organlara zarar vermek, namus ve töre nedeni ile baskı uygulamak gibi cinsel şiddet içeren eylemlerde maalesef artış var.
6000 KİŞİ ANKETE KATILDI
Ülkemizde cinsel şiddetin her geçen
gün arttığının altını çizen CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr.A. Cem Keçe;
"Daha önce yani 2005 yılının sonlarına doğru 1000 kadın üzerinde yaptığımız
anketimize 2006 yılında yaklaşık 460 kişi daha eklendi ve 1460 sayısına
ulaştık. 2007 yılının sonlarına yaklaştığımız şu günlerde toplam sayı 6000’ne
ulaştı. Tabi bu sayı istatistiki bilgilerde değişimlere yol açtı. Başta
www.cinseltip.org web sitemizde yer alan anketimizin sanal ortamda doldurulması
ve e-posta ile bize ulaştırılması olmak üzere, kadınlarımızdan enstitümüze
gelen cinsel sorunlar hakkında danışma telefonları (0.312.346 24 24 ve
0.542.519 47 64 ) ve MSN Messenger (cinseltip@hotmail.com) başvurularında
bizim ricamız üzerine doldurulan anketler ve nadir olarak da hedef saha
çalışmalarında yüz yüze görüştüğümüz kadınlar üzerinde uzun soluklu bir
anket çalışması yürüttük. Halen de internet üzerinden anketimize başvuru
alıyoruz. Yaklaşık 4 yıldır yapılan çalışmada toplam 6000 kadın sayısına
ulaştık. Yaptığımız araştırma sonuçlarının son verilerine göre; kadınların
%40’ı fiziksel şiddete ve %20'ye yakını da cinsel şiddete maruz kalıyor
yani kocaları tarafından istemediği biçimde ya da türde cinsel ilişkiye
zorlanıyor” dedi.
AİLE İÇİ ŞİDDETE SON
Son günlerde okulda şiddet olaylarının
medyada sıkca yer almasının kendilerini şaşırtmadığını ifade eden CİNSEL
Tıp Enstitüsü Başkanı Dr.A. Cem Keçe; "TÜBİTAK tarafından desteklenen ve
18 ay süren Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet araştırmasının sonuçlarıda
bizim çalışmalarımızı destekliyor. Buna göre; kadınların kocalarından daha
çok para kazanması, fiziksel şiddet riskini iki kat arttırıyor. Yine aynı
araştırmaya göre; Türkiye'de her üç kadından biri dayak yiyor. Ancak aile
kadar eğitim ve öğretim kurumlarında da şiddetin artması olayın geldiği
nokta açısından çok düşündürücüdür. İlgili bakanlıklarımızın şiddetin önlenmesi
amacıyla yürüttüğü çalışmalar istatistikî bilgiler elde etmeye yönelik.
Okullarımızın güvenli olmaması, çeteleşme ve guruplaşmaların olması çok
vahim. Bu nedenle sorunun çözümü için tüm bakanlıkların ve ilgili kurumların,
sivil toplum kuruluşlarını da yanlarına alarak, ortak hareket etmesi gerekir.
Şiddet; evde, okulda, kışlada, iş yerinde, sokakta, karakolda vb. her nerede
olursa olsun çağdaş insana yakışmayan bir eylemdir, kanunlarımıza göre
suçtur. Bu nedenle top yekûn bir duruş sergilememiz gerekir. CİNSEL
Tıp Enstitüsü olarak şiddetin her türlüsüne karşıyız, toplumsal sorumluluk
bilinci içinde hareket ediyoruz ve tüm sivil toplum kuruluşlarını aile
içi şiddete hayır kampanyasına davet ediyoruz" dedi. Gerek
sesli ve görüntülü yayınlarda, gerekse internet dünyasında cinsel şiddet
olaylarının yaygınlığı bu tür eğilimlere hazır kişilerde şiddet eğilimlerini
ortaya çıkardığını ifade eden Keçe; “Bu bakımdan, medyanın cinsel şiddete
yönlendirebilecek her türlü yayından kaçınması ve bu konuda çok daha bilinçli
bir tutum sergilemesi zorunludur. Bu nedenle başta medya olmak üzere tüm
sivil toplum kuruluşlarına ve devletimize büyük görevler düşüyor”
dedi.
EĞİTİM ŞART
Cinsel şiddetin önlenebilmesinde
eğitimin önemine dikkat çeken CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem Keçe;
“Eğitim sadece okullarda verilen derslerden ibaret değildir. Eğitimin insanın
doğduğu andan itibaren başlar. Çünkü hiç kimse cinsel şiddete maruz kalmak
istemez, hiç kimse cinsel şiddeti hak etmez, hiçbir davranış cinsel şiddet
için neden olarak gösterilemez, her tür cinsel şiddet kanunlar ve toplum
önünde suçtur, hiç kimse cinsel şiddet uygulamak üzere doğmaz, onlar zamanla
bu hale getirilir. Cinsel şiddeti cinsel mitler, yanlış kültürel değerler
ve eğitimsiz toplumlar yaratır. Daha kaliteli ve çağdaş bir eğitim şart.
Çünkü okullarda çocukların terbiye edilmesi için şiddet uygulanması hoş
karşılanıyor, sayıları artık azalsa da erkeklere askerde şiddet ve şiddetin
erkeklik için ne kadar gerekli olduğu öğretilebiliyor. Bu nedenle bakış
açımızı değiştirmemiz gerekiyor" dedi.
DAHA ÇOK EVLİ KADINLAR CİNSEL ŞİDDETE
MARUZ KALIYOR
Cinsel şiddete uğrayan kadınların
%63'nün evli, %21'nin boşanmış, %7’nin nikâhsız birliktelik yaşayan ve
%9’nun da bekarlar olduğunu belirten CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A.
Cem Keçe; “Araştırmamıza göre, cinsel şiddete maruz kalan kadınların %50’i
ara sıra, %35'i bazen ve %15'i de nadiren olarak cinsel şiddete uğruyor.
Cinsel şiddete uğrayan kadınların %60'ı kocasından, %20'si boşandığı eşinden,
%10'u birlikte yaşadığı erkekten, bir kısmının da akraba ve tanıdıklarının
şiddetine uğruyor. Cinsel şiddete uğrayan kadınların sadece %15'i yaşadıklarına
çare olarak mahkemeye, %12'si de karakola başvuruyor” dedi.
GENELLİKLE CİNSEL ŞİDDET "GİZLİ
" KALIR!
“Açıkladığımız oranlar tahmini olarak
daha yüksektir. Çünkü genellikle cinsel şiddet gizli kalır ve toplum olarak
bu konuların konuşulmasından pek haz etmeyiz. Hiç şüphesiz, bu oranlar
buz dağının sadece ucunu gösteriyor” diyen CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı
Dr. A. Cem Keçe; bu durumda oranlardan ziyade pornografik filmlerde geçen
sahneleri canlandırmaya zorlanan mor gözlü, tecavüze uğramış, kırık kemikli,
ağır bedensel ve ruhsal travma geçirmiş kadınların sayısının her geçen
gün artmasının daha fazla önem taşıdığının altını çizdi. Kadınların cinsel
şiddet olaylarını duyurmamasının çok nedenli olduğunun altını çizen Keçe;
“Bedensel ve ruhsal bir travmaya maruz kalmış kadının, topluma mağdur olduğunu
ispat etmesi yükümlülüğü de vardır. Bu nedenle kadınlar cinsel şiddeti
gizlerler” dedi. Masum olduğunu kanıtlayabilse bile, toplumun, hatta
ailesinin gözünde kötü şekilde algılanma korkusunun halen geçerli olan
bir endişe olduğunu söyleyen Keçe; “Bu durumdan kurtulması için bekar olan
bir kadına kendisine cinsel şiddet uygulayan erkekle evlenmesi önerilir”
dedi.
"NAMUS" KAVRAMININ ARKASINA SAKLANIYORLAR
Cinsel şiddetin daha çok erkekler
tarafından uygulandığını iddia eden CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A.
Cem Keçe; “Cinsel şiddet ilişkilerdeki iktidar çekişmesinin bir sonucu
olarak ortaya çıkmakta ve bir kişinin kendi rızası dışında cinsel bir eyleme
hedef olması ya da buna kalkışılması olarak tanımlanmaktadır. Kadın, erkek,
çocuk, genç, yaşlı, her cinsiyetten, her meslekten ve her sınıftan insan
cinsel şiddete maruz kalabilir. Cinsel şiddet sözle, dokunmayla, davranışlarla
da olabilir. Cinsel şiddetle her yerde ve her konumda karşılaşılabilir.
Kadınların hareket alanlarını sınırlamak, yaptıklarını denetlemek, disiplin,
terbiye, namus kavramlarının ardına saklanmak cinsel şiddeti normal olarak
göstermeye veya algılamaya yönelik kültürel bir eksikliğimizdir. Bu nedenle
cinsel şiddet uygulayanlar daha çok namus kavramının arkasına sığınıyorlar”
diye konuştu.
"FİZİKSEL" ŞİDDET SONRASI "CİNSEL"
ŞİDDET DE UYGULANIYOR
Gazetelerin üçüncü sayfalarını dolduran
kadınlara yönelik şiddet olaylarını; ırza geçme, ensest ilişki, fahişelik,
pornografi ve eş dövme başlıkları altında toplanabileceğini ve fiziksel
şiddete uğrayan kadınların büyük bir bölümünün cinsel şiddete de uğradığı
söyleyen CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Fiziksel şiddete
maruz kalan kadınların %36’ya yakını, fiziksel şiddetten sonra cinsel şiddete
uğruyor. İlişkilerde görülen acıların en yaygın olanı cinsel şiddettir.
Kadınların çoğu dayak, sövme, itip kalkma gibi fiziksel şiddet uygulamalarından
sonra cinsel ilişki kurmaya zorlanma, ters ilişki, ensest ilişki, çocukların
önünde cinsel ilişkiye zorlanma, aşırı cinsel ilişki kurma baskısı, oral
ilişki ve çeşitli aletler kullanarak ilişkiye zorlama vb. cinsel şiddete
de maruz kalmaktadır. Direndiklerinde veya itiraz ettiklerinde ise, tecavüze
uğramaktadırlar” dedi ve tersi yönünde az sayıda örnek olmakla birlikte,
şiddette mağdur olan tarafın genellikle kadınlar olduğunu ve zamanla ikili
ilişkilerin içinden çıkılmaya çalışılan bir girdaba dönüştüğünü iddia etti.
"CİNSEL MİTLER" ETKİLİ OLUYOR
Cinsel şiddet uygulayan erkekler
arasında yaptıkları çalışmada, bu erkeklerde; kadınların cinsel şiddet
uygulanmasından haz aldıkları inancı gibi kadın cinselliğine ilişkin çarpık
ve yanlış cinsel mitler, şiddet kullanmayı içeren sapmış bir cinsel uyarılma
anlayışı, karşı cinsle ne zaman ve hangi koşullarda cinsel ilişki kurabileceğine
ait beceri ve bilgi eksikliği olduğunu tespit ettiklerini söyleyen CİNSEL
Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Cinsel şiddet olgularının kadınlar
tarafından çok kere bildirilmemesini, kadınların aslında olayları kışkırttığı
ve cinsel şiddetten zevk aldığı düşünceleri ile açıklayan cinsel mitlerin
maalesef halen sürdüğünü üzülerek görmekteyiz. Aksine kadınların kuyruk
salladığı, mini etek giyerek veya karanlıkta dolaşarak ya da başka yollarla
erkekleri kendilerine saldırmayı kışkırttığı görüşüne sahip erkeklerin
sayısında da artış vardır” dedi.
"MİNİ ETEK" CİNSEL ŞİDDET NEDENİ
Sadece mini etek giymenin kadınlara
yönelik şiddet olaylarının belli başlı nedenlerinden biri olduğunu ifade
eden CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Kadın ve erkek arasındaki
güç ilişkisi kadınların aleyhine işliyor. Çalışan ve eğitimli kadınlar
bile işyerlerinde cinsel tacize maruz kalıyorlar. Cinsel taciz de iş verimini
düşürüyor” dedi. Cinsel tacize uğrayanların çevresinden dışlanma,
işten atılma ve mimlenme endişesiyle bu durumu sakladığına da işaret eden
Keçe; “Cinsel tacizi önlemeye yönelik yeni yasal düzenlemeler yapılmalı
ve toplumda bu konuya ilişkin bir duyarlılık oluşturulmalıdır” dedi.
İNTİHARA SIK RASTLANIYOR
Cinsel şiddete uğrayan kadınların
ruhsal durumlarının çok kötü olduğunu ve intihara sık rastlandığını söyleyen
CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Cinsel şiddete uğrayan kadınlarda
cinsel isteksizlik, orgazm olamama, ağrılı cinsel ilişki, korku, ürkeklik,
içine kapanma, konuşurken gözle iletişim kuramama, çekingenlik, titreme
krizleri, uykusuzluk, halsizlik, aşırı yorgunluk, kendini suçlama, sesli
uyaranlara karşı aşırı tepki, bulantı, baş dönmesi, unutkanlık, çarpıntı,
öfke patlamaları, umutsuzluk, çarpıntı, yalnız sokağa çıkamama, güvensizlik,
yalnızlık, ağlama krizleri ve hayata karşı ümitsizlik sık
görülmektedir” dedi.
DIŞARIDA MELEKLER!
Şiddet uygulayan erkeklerin, yalnızca,
hasta ruhlu ve alkolik olduğunu düşünmemek gerektiğini söyleyen CİNSEL
Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Aralarında normal, sorunsuz davranan
erkeklerde çoğunlukta” dedi. Cinsel şiddet mağduru kadınların kocalarını
"dışarıda melek" olarak tanımladıklarını söyleyen Keçe; “Hatta bazıları,
ailesine ve dostlarına cinsel şiddete uğradıklarını söylediklerinde kimseyi
inandıramadıklarını söylüyorlar” dedi.
ALKOL KULLANIMI CİNSEL ŞİDDETİ
ARTTIRIYOR
Alkol kullanımının cinsel şiddeti
arttırdığını söyleyen CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Alkollü
olduklarında erkekler, daha rahat cinsel şiddet uygulayabiliyorlar ve şiddeti
alkolün arkasına sığınarak açıklayabiliyorlar. Ancak, alkol şiddetin kaynağı
değil erkeklerin kullandığı kötü bir araçtır” dedi. Alkol, uyarıcı
ya da uyuşturucuların sağlıklı düşünmeyi ve iletişimi bozduğunun altını
çizen Keçe; “Hiç kimse alkol, uyarıcı ya da uyuşturucu madde etkisinde
olsalar da cinsel şiddet davranışlarından sorumsuz tutulamaz” dedi.
TECAVÜZCÜ İLE EVLENMEYE ZORLANIYORLAR
"Ekonomik nedenler ve geçim sıkıntısı
nedeniyle, kocaların kendi seçtikleri başka erkeklerle karılarının cinsel
ilişkiye girme talepleri sanıldığı kadar nadir rastlanan durum değildir”
diyen CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem Keçe; kaçırılarak tecavüze
uğrayan ve ailesinin zoruyla evlendirilen kadınların sayısında da artış
olduğunu söyledi ve bu durumun kadın açısından ömür boyu cinsel taciz demek
olduğunun altını çizdi. “Aileler, bekâreti bozulan, başkasıyla evlendiremeyeceklerini
düşündükleri kızlarını zorla, hatta döverek tecavüzcü ile evlenmeye zorluyorlar”
diyen Keçe; tecavüzün travmasıyla kadınların cinsel isteksizlik ve cinsel
soğukluk duyduklarını ve eşlerin bu nedenle fiziksel şiddet uygulayarak
tecavüz etmeye devam ettiklerini belirtti. “Tecavüzcü erkek cezalandırılmak
yerine ailenin zoruyla mağdur durumdaki kızla evlendirilerek ödüllendiriliyor”
diyen Keçe; bunun eğitimsizlik ve cahillikten kaynaklandığını söyledi.
TECAVÜZ CİDDİ BİR SUÇTUR
Tecavüzün sık rastlanan ve uç noktada
bir cinsel şiddet olduğu söyleyen CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem
Keçe; “Tecavüz bir kişinin kendi rızası dışında vajina ya da anüsüne penis
ya da başka bir nesnenin girmesi ile cinsel ilişkiye maruz kalmasıdır.
Tecavüz cilve veya naz yapılan ilişkide biraz ileri gidilmesi demek değildir,
kişiyle iradesi hiçe sayılarak, aşağılanarak, hem bedensel, hem de ruhsal
sınırların zorlanması ve zorla cinsel ilişki kurulmasıdır. Herkes tecavüze
uğrayabilir, bunun için mini etek giymek ya da baştan çıkarıcı davranmak,
doğru olmayan mekânlarda bulunmak gerekmez. Yine bilinenin aksine, tecavüz
tecavüze uğrayan kişinin suçu değildir. Sadece kurbanlar ceza çekmemelidir.
Tecavüzde bulunmak ciddi bir suçtur” dedi. Kadınların cinsel şiddete
çeşitli şekillerde tepki gösterdiklerini söyleyen Keçe; “Bazıları karşı
koyar, bazıları korkar, bazıları ise kendini suçlar ya da karşı koymaz,
kavga eder veya teslim olur” dedi. CİNSEL Tıp Enstitüsü olarak yaptıkları
araştırmaya göre kadınların %60'nın cinsel şiddetten sonra psikolojik ve
tıbbi tedavi görmediklerini iddia eden Keçe; “Pek çok kadının utanarak
ya da korkarak cinsel şiddeti gizli tutma eğiliminde olduğundan bunu söylemeyeceği
göz önüne alınırsa, gerçek rakamlar daha vahimdir” dedi.
HER MESLEKTEN ERKEK CİNSEL ŞİDDET
UYGULUYOR
Yaptıkları araştırmaya göre fiziksel
şiddetten hemen sonra %25 oranla kadınların tecavüze uğradıklarının altını
çizen CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem Keçe; cinsel şiddet uygulayan
erkeklerin büyük bir bölümünün gelir getiren bir işi olduğunu söyledi ve
“Bu durum cinsel şiddet uygulayanların işsiz, güçsüz erkekler olduğuna
dair ön yargıyı geçersiz kılmaktadır. Cinsel şiddet uygulayanlar avukat,
mühendis, iş adamı, doktor, mali müşavir ve sanatçılar vb. her meslek grubundan
ve her kesimden erkekler olabilir. Bir diğer önemli nokta da bu acı ve
inanılması güç olayların herkesin başına gelebileceği gibi, herkes tarafından
da yapılabileceğidir” dedi.
CİNSEL ŞİDDET UYGULAYAN ERKEKLERİN
ORTAK ÖZELLİKLERİ
Cinsel şiddet uygulamaya meyilli
erkeklerin ikili ilişkilerde genellikle önceden sinyaller verdiğini belirten
CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Sinyalleri anlamak ve karşınızdaki
kişiyi tanımak kadınlarımızı sorunlu bir ilişkiye derinlemesine dalmaktan
koruyabilir” dedi ve cinsel şiddet uygulayabilecek erkeklerin ortak özelliklerini
sıraladı: “Cinsel şiddet uygulama potansiyeline sahip erkeklerden kaçınmak
için aşağıdaki sinyallere dikkat edin. Bunlar; ilişkiniz olan erkek kırıcı
olursa, aşırı ve nedensiz yere kıskançlık gösterirse, aşağılayıcı yorumlar
yaparsa, sizi görmezlikten gelirse, nasıl giyineceğinize karışır ve baskı
yaparsa, sizi kendisiyle eşit konumda görmez ve kendini üstün görürse,
çok fazla içki içer, uyuşturucu kullanırsa, sizi sarhoş olmaya, uyuşturucu
kullanmaya veya cinsel ilişkiye girmeye zorlarsa, sert, sinirli ve tehdit
edici biçimde davranırsa, ani çıkış ve inişleri varsa, genelde karşı cins
hakkında olumsuz konuşursa, şiddet kullanma konusunda tehditkâr olursa
dikkatli olunmasını ve ilişkinin yeniden gözden geçirilmesini tavsiye ediyoruz”
dedi.
CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALANLARA
ÖNERİLER
Cinsel şiddete maruz kalanlara, var
olan durumu, kendilerini anlayacak ve destek verecek ve yardımcı olabilecek
bir yakınına anlatmasını öneren CİNSEL Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. A. Cem
Keçe; “Polise başvurun, tıbbi ve psikolojik yardım alın ve durumunuzu tercihen
bu konuda çalışan bir hukukçuya danışın” dedi. Bir yakını cinsel
şiddete maruz kalanlara da önerilerde bulunan Keçe; “Ona destek olun, dinlemeye
hazır olduğunuzu gösterin, onu dinleyerek inandığınızı, bunun onun suçu
olmadığını, olanlardan dolayı üzgün olduğunuzu ve yardıma hazır olduğunuzu
belirtin” dedi. Cinsel şiddete maruz kalan kişilerin büyük olasılıkla
korku, güvensizlik ve yalnızlık duyguları içinde olacağının altını çizen
Keçe; “Bu nedenle onunla vakit geçirin, hukuki danışmanlık ve tıbbi açıdan
yardım almasını ve güvenlikli bir yerde kalmasını sağlayın, gündelik hayatında
destek olun” dedi.
CİNSEL TIP ENSTİTÜSÜ'NÜN ADRES
ve TELEFONLARI
Basın mensuplarına Cinsel Tıp Enstitüsü’nün
telefon, e-posta, web site ve adresinin haberlerinde kullanmaları
çağrısında bulunan Cinsel Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. Cem Keçe; “Değerli
basın mensubu dostlarımız; yaptığımız, yapmaya devam ettiğimiz anketlere
katılımın artması ülkemizde yaşanan cinsel sorunların fotoğrafını en doğru
şekilde çekmemize yarıyor. Ancak haberlerinizde Cinsel Tıp Enstitüsü e-posta,
web site, adres ve 24 saat hizmet veren telefonlarımızın kullanılması anketlere
olan katılımları arttıracaktır. Böylece ülkemizdeki cinsel sorunların oransal
olarak tespitine katkıda bulunmuş olacaksınız. Şimdiye kadar olduğu gibi
bundan sonrada enstitümüze verdiğiniz desteğin devam edeceğini umuyorum”
dedi.