Aldatmanın etiği olur mu?

Sinan Akyüz - TAKVİM

Aldatma, çağın yeni hastalığı... Eskiden erkek tekelindeydi, artık kadınlar da aldatıyor. Peki aldatmanın etiği olur mu?

Yeni çağın amansız hastalığı aldatma

Eskiden sadece erkeklere yakıştırılan aldatma eylemini artık kadınlar da rahatlıkla gerçekleştiriyor. Her iki tarafın da ihanet gerekçeleri benzer özellikler gösteriyor....

"Erkek yatarak, kadın severek aldatır" diye eski bir deyiş vardır. Bu deyişin artık geçerli olmadığı bir zamanda yaşıyoruz. Cinsel ilişki nerede başlar? Hangi dokunuşta biter? Yalnızca tam birleşme gerçekleştiğinde mi aldatma olur? Eşini ya da sevgilisini aldatanlar, duygusal mı yoksa cinsel açıdan mı aldatır? Tarih içinde değişmeyen gerçeklerden biri de şu: "Erkekler, ilişki yaşadıkları kadınların sayısını hep abartma eğilimi içinde oldular." Peki, zamane kadını ne yaptı? Yıllardır kendilerini aldatan erkeklerden çok daha farklı bir metod izledi. Kadın, ne kadar çok ilişki yaşarsa yaşasın, bunu sakladı... Erkek, bir gecelik ilişkileri hiçbir zaman nedense aldatma olarak görmedi. Erkeğin mantığı burada kadının mantığından ayrıldı. Erkeğin mantığı şöyle işledi: "Ne olmuş canım? O kadınla yaptığımız sadece seksti. Eşimi aldattığımı düşünmüyorum. Bir gecelik ilişkiden aldatma olmaz!" Günümüzde aldatan kadın da erkek gibi düşünmeye başladı. Ama tek bir fark var. Cinsel ilişkiye giren kadın diyor ki: "Başka bir erkekle ilişkiye girdiğim zaman, kocamı aldattığımı düşünmüyorum. Çünkü ilişki gerçekleştiğinde artık kocamı sevmiyordum." Kocalarının yerinde kendileri olsa acaba aldatan kadınlar ne düşünürdü? Cevabı aslında gayet basitti: Aldatılmışlık duygusunu!

ERKEK MİLLETİ ALDATIR!
İnsanlık tarihinin en eski zamanlarından bu yana değişmeyen bir gündem maddesi olan ve son yıllarda sosyal bir yara haline gelen çağımızın hastalığı: Aldatma! 21'inci yüzyılda kadının iş hayatına atılması ve ekonomik bağımsızlığı kazanması ile birlikte, erkeklerin egemenliği de sona erdi. 'Toprak Ana' öldü. Dolayısıyla üstün erkek de öldü. Erkek ölürken bir gerçeği daha öğrendi: "Kadının, diğer erkeklere yönelik cinsel fantezileri ve arzuları olduğunu." "Erkek milleti değil mi aldatır!" mantığı böylelikle tarih oldu. Eskiden erkek milletinin aldatmalarını toplum olarak konuşurken, şimdilerde kadın aldatmalarını konuşuyor olduk. Bu yazı dizisinde son yılların sosyal yarası haline gelen aldatmayı masaya yatırıyoruz. Aldatma nedir? Erkekler neden aldatır? Kadınlar neden aldatır? Aldatan çiftler bir araya gelmeli mi? Aldatılan erkek ya da kadın nasıl bir travma yaşar? Aldatmaya toplumsal bakışımız ne? Sanal aldatma neden artıyor? Aldatmanın da bir etiği var mı? 500 kadın ve erkek arasında yapılan çok ilginç bir araştırmanın sonuçlarını da sizinle paylaşacağız. Hatta, aldatan kadınların ve erkeklerin hikayelerini de bütün çıplaklığı ile okuyacaksınız. Aslında aldatma, kimine göre bir heyecan, kimine göre bir intikam, kimine göre ise kaçınılmaz bir son. Ama genel olarak; temelde var olan bir ilişkiyi geliştirebilmek, üretebilmek ve yaşamı paylaşabilmek becerisini geliştirememiş kişilerin kendilerini yeniden ifade etme, dürtüsellikteki anlık hazlarının sürekliliğini sağlama ve sonsuz bağlanma arayışlarına aldatma deniyor.

SUÇLU ERKEK Mİ?
Eskiden şöyle bir söz vardı: "Erkek milleti değil mi aldatır!" Bu söz aslında tarih boyunca erkeklerin hoşuna gitti. Hatta egoları kabardı, ama bir gerçeği de gözardı etmiş oldu erkek; Aldatan erkek sayısı kadar, aslında aldatan kadın sayısı da yabana atılacak cinsten değildi. Bu kadınlar kimdi? İşte sorulması gereken soru da bu. Mantık olarak düşünürsek, aldatan milyonlarca erkeğin karşısında, binlerce kadından söz etmemiz mümkün değil. Bu erkeklerle ilişkiye girenler "genelev kadınları" olmadığına göre, bilmediğimiz başka kadınlar var o zaman... Peki kim bunlar? Bundan 10 yıl öncesine kadar bu gerçeği erkekler sumen altı etti. Çünkü aldatan erkekler şunu biliyordu: "Birlikte oldukları kadınların çoğu evliydi ve bu işi para karşılığı yapmıyordu." Ama bu konuda adı çıkan nedense hep erkekler oldu. Nedeni çok basit! Erkekler gecelik ilişkilerini arkadaşları ile paylaşmayı sever. Hatta abarttığı son noktaya kadar abartır. Aldatan kadın ise konuşmaz. Suskunluğu içinde ilişkisini yaşar. O nedenle aldatılan erkeğin ruhu bile bu gerçeği görmedi. Erkek, kadına göre daha acemi bir davranış sergiledi. Her şeyi eline yüzüne bulaştırdı. Farkında olmadan evdeki kadına hissettirdi. Bu yüzden kadınlar, erkekleri "deve kuşu"na benzetti. Aslında her şeyden haberleri var ama görmezlikten geliyorlardı.

SIK SIK BANYO YAPARSA...
Erkek aldattığında dikkatsiz davranmıştır. Bir takım değişiklikler ile kendini ister istemez ele vermiştir. Aldatan bir erkek; yeni elbiseler ve parfümler alır. Sık sık banyo yapar. Rejim ya da egzersizlere başlar. Akşam eve beklenmedik saatlerde gelir. Sürekli işte mesaiye kalır. Halbuki bütün bu bahanelere inanacak kadın daha dünyaya gelmemiştir. Kadın sadece bir süreliğine bu ihaneti görmezden gelmeyi tercih etmiştir. Kadının aldatması hep gerilimli bir süreçtir. Aldatan kadın binbir hesap içindedir. Bu nedenle kadının aldatması daha zor, daha derinlikli, daha heyecanlı, daha edebi ve daha zengin bir malzemedir. Kadınlar aldattığı zaman daha dikkatli davranırlar. Her ayrıntıyı düşünürler. Çünkü kadınlar için günübirlik bir ilişkiden çok, uzun süreli ve duygusal bağları kuvvetli bir ilişki yaşamak daha önemlidir. Ayrıca kadınlar seks yolu ile bulaşan hastalıklar konusunda daha duyarlıdır. Kadın aldatmayla birlikte; aşk, sevgi, romantizm, heyecan ve sürpriz arar. Kadın bir yasak ilişki yaşadığında, yüzünde bir parıltı belirir ve her bakımdan çok çekici olur. Suçluluk duygusuyla kadın eşine karşı daha sevecen davranır. Kadın; parfümünü değiştirir, saçıyla ve makyajıyla daha fazla ilgilenir. Evde özensizdir ama dışarıya çıkarken daha farklıdır.

EN BİLDİK NEDENLER
Cinsel Tıp Enstitüsü'nün 500 kadın ve erkek üzerinde yaptığı son araştırmaya göre; kadın veya erkeğin aldatmasında en bildik sorunların başında cinsel tatminsizlik geliyor. Bu nedenler daha sonra yüzdelik paylarına göre şöyle sıralanıyor: Duygusal anlamda yalnız bırakılma, eş ile iletişim kuramama, cinsel sorunlar yaşama, ilişkinin rutinleşmesi, aşık olma, sevgisizlik, cinsel fantezileri gerçekleştirememe, yasak aşklara özgün heyecanın dayanılmaz tadı, karşı cinsin cazibesine kapılma, sürekli aldatma eğilimi, bir ilişkinin içine istemeden çekilme, daha önce eş tarafından aldatıldığı için intikam alma, aldatan arkadaşları taklit etme isteği, egonun tatmin edilme hissi, duygulara ve düşüncelere değer verilmemesi, yaşamın diğer alanlarında başarı gösteremeyip seksüel başarılar ile avunma isteği, çok doğal bir olay olarak görülmesi, eşcinsel dürtüleri bastırma ve gizleme eğilimi, kariyer yapmak için, iş stresini yenme çabaları...

ALDATMANIN ETİĞİ OLUR MU?
Bu yazı dizisi için internette araştırma yaparken, karşımıza ilginç bir site çıktı. Adı, www. aldatanlarkulubu.com. Her gün bu siteye giren yüzlerce üye, eşlerini nasıl aldattıklarını itiraf ediyorlar. İtiraflar o kadar fazlalaşmış ki, sonunda sitenin sahibi olan Mehmet Çavdaroğlu, oturup ilginç bir çalışmaya imza atmış. Aldatmanın etiğine uymayan davranışları 12 başlık altında toparlamış.
1. Erkek askerdeyken kadın aldatmamalı.
2. Kadın hamileyken ya da hastayken erkek aldatmamalı.
3. Beraber yaşanılan evde aldatılmamalı.
4. Popüler mekanlarda aldatılmamalı.
5. Evli insanlar, evli olan insanlarla aldatmamalı.
6. Eşinizi yakın arkadaşlarıyla aldatmamalı.
7. Medyatik kişilerle aldatmamalı.
8. Aldatılan kişiye asla aşık olmamalı.
9. Eşe layık görülmeyen parasal harcamalar ve ilgiyi, birlikte olunan kişiye de göstermemeli.
10. Eşe, onu aldatsöylenmemeli.
11. Evli olduğunuzu saklamayın.
12. Aldatan kadın ya da erkek asla eşinden bahsetmemeli.

Kadının ihaneti başka olur!

48 yaşındaki Türkan, kendini genç kuaförün kollarına atarken hiçbir suçluluk duymadı. Bir kerelik ihanet ise Seda'nın hayatını kararttı....
 
 

Kadınlarda eğitimin artması ve kadının iş yaşamında daha aktif rol oynaması, günümüzde aldatma konusunda erkek egemenliğinin kırılmasına yol açtı. Kadınlar, kişilik yapısına göre aldatma konusunda farklı tutumlar göstermekte. Bir grup kadın duracağı yeri bilirken, bir grup kadın ise belirli bir çizgide ilişkisini devam ettirebiliyor. Bu, tamamen ilişkisinin gidişatı ve kadının ruh durumu ile bağlantılı. Kadın, aşıksa ve aldatılmak çok avam, aşağılayıcı bir şekilde gerçekleşmemişse çok daha az vicdan azabı duyar. Cinsel Tıp Enstitüsü'nün 500 kadın ve erkek üzerinde yaptığı son araştırma verilerine göre, kadınların aldatma nedenleri bakın neler:

* Mutsuz olduğum için.

* Eşimle fantezilerimi gerçekleştiremiyordum.

* Kocam tatmin edemiyordu.

* Başka birine aşık oldum.

* Kocam beni yıllardır hep ihmal ediyordu.

* Şefkat özlemi çektim.

* Kendimi hep yalnız ve terk edilmiş hissettiğim için.

* Baştan çıkarmanın zevkini tatmak istedim.

* Nüfuzlu biri olduğu için.

* İstediğim erkeği elde edebileceğimi kanıtlamak için.

* İintikam almak istedim.

* Kocama göre espriliydi.

* Romantik birisi olduğu için.

* Kocam çok kıskançtı.

* Adamın parası vardı.

* O akşam çok sarhoştum.

* Kariyer yapmamda bana yardımcı olduğu için.

ALDATAN KADINLAR Türkan, 48 yaşında. 28 yıllık evli ve 2 çocuk annesi. Kendisini duygusal bir boşluğun içinde hissediyordu. Türkan'ın gerçek düşüncesi artık şöyleydi: "Benim gibi 50 yaşına merdiven dayamış bir kadının, bir sabah genç bir erkeğin yatağından çıkarken aldığı pozitif enerjinin ne demek olduğunu kimse bilemez." İşte Türkan'ın aldatma öyküsü:

'KOCAMDAN SIKILDIM' Aslında kocamı çok seviyordum; ama mutlu değildim. Erkek milleti aklından şunu çıkarmasın: Kadının parasal gereksinimleri karşılandıkça, duygusal gereksinimlerinin daha çok farkına varıyor. Belki benimkisi nankörlük olacak; ama hayatımı yokuşa sürecek bir erkek arıyordum. Her istediğimi yapan kocamdan sıkılmıştım artık. Aynı adamın kokusunu içime çekmekten bıkmıştım. Genç bir erkeğin bedeninde kendimi yeniden bulmak istedim.

BOTOX YAPTIRDIM Bir gün aynaya baktığımda acı gerçekle karşılaştım. Aynadan bana yaşlı bir kadın bakıyordu. Saatlerce gözyaşlarım sel oldu aktı. Yıllardır tekdüze giden evliliğime yeni bir acım daha eklenmişti; yaşlılığım! O gün karar verdim, botox yaptırdım. Daha sonra sarkan göğüslerime ve dudaklarıma silikon taktırdım. En az 10 yaş gençleşmiştim. İçimdeki acı biraz olsun hafiflemişti. Kocam beni ilk gördüğü zaman gözlerine inanamadı. O gün fırsatı hiç kaçırmadı ve beni yatağa götürüp saatlerce sevişti. Sanki yıllarca dokunduğu bedene ilk kez dokunuyor gibiydi. Her halinden mutlu olduğu belliydi. Ama ben mutsuzdum. Onunla sevişmek benim için işkence gibiydi. O gün bana, "Madem benim karıcığım benim için gençleşti, ben de göbeğimi onun için eriteceğim" dedi. Bizim herif o gün spora başladı. Adam kafayı yemişti. Halbuki bendeki bu değişim, onun için değildi. Kocam, düzenli olarak yürüyüş ve spor yapmasına rağmen, lahana gibi olan göbeğini eritemedi. Doğrusu umurumda bile değildi. Şimdi sıra ikinci acımı hafifletmeye gelmişti.

GENÇ SEVGİLİ KUAFÖRDEN... Bir erkek nasıl tavlanır? Bu sorunun cevabını bilmiyordum. Oysa ki, oturup kalkmasını bilen genç ve yakışıklı bir erkek, benim beklentilerime cevap verecekti. O erkekten para beklentim de yoktu. Yeter ki, yatakta bana bir heyecan versin. Sonradan düşündüm. Ya bir spor salonun gidecektim ya da kuafördeki yakışıklı çocuklardan birini ayartacaktım. Ben, ikinci olanı yaptım. Kuaförde çalışan gençlerden birisini gözüme kestirdim. Yakışıklılığı ve ten kokusu beni etkilemişti. Saçlarımı keserken, bir taraftan da bana hoş sözler söylüyordu. Genç bir erkekten güzel sözler duymak hoşuma gitmişti. Ona çok mutsuz olduğumu ve artık kocamın beni tatmin edemediğini söyledim. Yakışıklı gencin gözleri bir anda faltaşı gibi açıldı. Gözlerimin içine bakarak gülümsedi. Kuaför salonundan çıkarken cep numaramı verdim. Ertesi gün öğle sonrası beni aradı. Sesinden anladım ki heyecanlıydı. Hemen söze atıldım: "Kocam şehir dışında. Bugün, bütün gün boşum. İsterseniz size bir kahve ısmarlayabilirim." Bebek'te buluştuk. Sonra bir balıkçı restoranına gittik. İçtiğimiz şarabın etkisiyle ikimizde rahatlamıştık. Daha sonra Tarabya'daki tek odalı evine gittik. Sabaha kadar deliler gibi seviştik. Sabah olup genç bir erkeğin yatağında uyandığımda, içime dolan enerjinin ne demek olduğunu tahmin edemezsiniz? İkinci acımı da dindirmiştim.

SEDA'NIN HİKAYESİ Seda, ölen eşiyle 14 yıl evli kaldı. Onun için her şey tesadüflerle başlamıştı. Ne yazık ki, tesadüflerle de bitti. Kocasını 14 yıllık evlilikleri boyunca bir kez aldattı; o hata ise ikisinin de sonu oldu. İşte Seda'nın aldatma öyküsü:

ANNEM KANSERDİ Bir gün annemin kanser hastası olduğunu öğrendim. Çok fazla ömrü kalmamıştı. Doktorlar sadece kemoterapi yapmaya karar vermişti. Annemi hastaneye devamlı ben götürüp getiriyordum. Eşim de arada bir yardımcı oluyordu bana. Kocam, yüksek inşaat mühendisiydi. Biz de herkes gibi severek evlenmiştik; ama yılların getirdiği monotonluğa yenilmiştik. Kocam, özünde çok iyi bir insandı. Hep sadakate inanmıştı. Ben ise ona sadık olamadığım gibi, telafisi olmayan ağır bir bedel ödettim.

EVE DAVET ETTİ İki ay sonra annemin doktoruyla garip bir ilişki başlamıştı aramızda. Galiba ikimiz de birbirimizden hoşlanıyorduk. Ama bir türlü adını koyamamıştık. Bir gün annemin tahlil sonuçlarını almak için hastaneye uğradım. Doktorun odasına gittim. Odasının kapısı kapalıydı. Cep telefonundan aradım. O gün hastaneye gitmediğini, izinli olduğunu söyledi. "O zaman yarın uğrarım" dedim. Beklemediğim bir teklifte bulundu. "Sizin için sakıncası yoksa Arnavutköy'deki evime gelin. Annenizin dosyası evde, masamın üzerinde duruyor" dedi. Heyecandan nefesim kesilmişti. Ne yapacağıma karar veremedim. "Ben sizi ararım" dedim ve telefonu kapattım. Arabama bindiğimde kendimi sahil yolunda buldum.

DEFALARCA YIKANDIM... Arnavutköy'e geldiğimde beni tarif ettiği yerde karşıladı. Evine gittik. Bir fincan kahve getirdi ve koltuğa yanıma oturdu. Nasıl olduğunu anlamadım ama bir süre sonra kendimi onun kollarında buldum. Ne kadar süre seviştiğimizi hatırlamıyorum. Suçluluk psikolojisi ile apar topar giyinip, evi terk ettim. Bir süre sahilde dolaştım. Sonra eve döndüm. Defalarca yıkandım. Kendimi kirlenmiş hissediyordum. O anda hatırladım ki; o heyecanla annemin dosyasını almayı unutmuşum.

TESADÜFÜN BÖYLESİ... Gecenin bir vakti kocam eve geldi. Kapıyı açtığımda elindeki dosyayı havaya kaldırdı. "Bak" dedi. "Bugün senin doktorun evinde ne buldum?" Suçluluk duygusu ile ağlamaya başladım. "Amacım seni aldatmak değildi" dedim ve yere yığıldım. "Ne diyorsun sen? Ne aldatması?" dedi. Anladım ki, kocamın hiçbir şeyden haberi yoktu. Ortak bir arkadaşları vasıtasıyla o akşam bir tesadüf eseri doktorla tanışmış. Daha sonra doktor evine davet etmiş. Kocam, salonda masanın üstünde annemin ismi yazan dosyayı görmüş. Şaşırmış. Doktora, "Ne tesadüf! Siz galiba benim kayınvalidemin doktorusunuz?" demiş. Doktor da hayretler içinde kalmış ama durumu idare etmesini de bilmiş. Kocam eve gelirken de dosyayı alıp gelmiş. Kocam, gururundan aldatıldığını kimseye söyleyemedi. Boşanmak istedi ama ailesi karşı çıktı. 6 ay kadar psikiyatriste gitti. Ama bir gün babasının beylik tabancası ile canına kıydı. O günden sonra ise ben yürüyen bir ölüyüm.

Erkek niçin aldatır?
 
 

Cem Hakko'nun 23 yıllık eşi Bettina'yı 29 yaşındaki Ronit Gülcan ile aldatması, 2006'ya damgasını vurdu. Peki erkekler niçin aldatır? Cevabı bu dizide...
 

***

Aldatan erkeklerin ilginç hikayeleri...

Murat, ten uyumsuzluğu nedeniyle eşine ihanet ettiğini söylerken; Semih ise 11 yıllık karısını arkadaş zoruyla aldattı... Ama, ava giderken avlandı!.

Aslında erkeklerin aldatmak için çok önemli bir nedene ihtiyaçları yok. Maksat heyecan olsun, skor olsun! Çok sayıda kadınla ilişkiye girmek, arkadaş çevresinde bir saygınlık olarak algılanmaktadır. Hatta artı puan toplamak uğruna, bu konuda gerçek dışı hikayeler anlatan erkeklerin sayısı da az değil. Evli ve çocuklu olan, yaşını başını almış erkekler ise kendilerinden yaşça küçük genç kadınlarla birlikte olarak, güçlü olduklarını kanıtlamaya çalışıyor. Kısacası, aldatan erkeklerde bahane bitmiyor... Cinsel Tıp Enstitüsü'nün 500 erkek ve kadın üzerinde yaptığı araştırmada yine görüyoruz ki; erkekler eşlerini ya da partnerlerini en sık şu sebeplerle aldatıyorlar:

* Heyecan olsun. Arkadaşlara hava için.
* Başka bir kadına aşık oldukları için.
* Sorunlu bir ilişkileri olduğu için.
* Eşinin kendisiyle ilgilenmediği kanısına vardığı için.
* Gözüne kestirdiği kadını elde edebileceğini kanıtlamak için.
* Başka bir kadın tarafından baştan çıkarıldığı için.
* Cinsel olarak tatmin olmadığı için.

YAŞANMIŞ OLAYLAR...
Murat, 8 yıl evli kalabilmiş eşiyle. Bir çocuk babası. Severek evlenmiş ama zamanla ten uyumsuzluğu ortaya çıkmış. Sonra oturup bir plan yapmış ve Güzin Abla'ya mail yazmış. Yazdıkları Güzin Abla'nın gazetedeki köşesinde yayınlanmış. Murat'ın hikayesi de burada başlamış. İşte Murat'ın aldatma öyküsü:

GÖZÜMÜ ONDAN ALAMADIM
O zamanlar 25 yaşındaydım. Bir akşamüstü arkadaşımın doğum günü partisine gittim. İçerisi oldukça kalabalıktı. Aç karnına bir-iki duble viski içtim. Bir süre sonra çakır keyif olmuştum. Mekandaki herkes deliler gibi eğleniyordu. Sonra 3 tane kızın içeri girdiğini gördüm. O an, o kızlardan birisine aşık oldum. Gözlerimi ondan alamıyordum. Ne yapacağımı şaşırdım. Doğum günü olan arkadaşımın yanına gittim. Beni, kendisine aşık eden kızın kim olduğunu sordum. Arkadaşım güldü. "Seni tanıştırayım" dedi. "Olmaz" dedim. "Neden?" dedi arkadaşım. Sonra düşündüğüm zaman o aptallığı neden yaptığıma ben bile bir anlam veremedim. Gecenin ilerleyen saatlerinde doğum günü çocuğu yanıma geldi. Üstelik yanında ismini bilmediğim o kızla.

4 AY İÇİNDE EVLENDİK
Doğum günü akşamı o kızın bir gün eşim olacağını sezmiştim. Tam 4 ay sonra büyük bir aşkla evlendik. İlk aylar her şey mükemmeldi; ama adını koyamadığım bir şeyler beni rahatsız etmeye başlamıştı. O sırada eşim hamile kaldı. Oğlumuz dünyaya geldi. Ancak eşimin ten kokusu beni kendisinden uzaklaştırıyordu. Ona parfümler satın aldım, ama boşuna... Artık eşimle seks yapmak istemiyordum. Her şeyden önemlisi ne yapacağımı bilemiyordum. Bir gece aklıma bir fikir geldi. Nasıl olsa eşimin dünyadan haberi yoktu. Dünyası oğlumuz olmuştu...

GÜZİN ABLA'YA E-MAİL
Sevgili Güzin Abla, "Kendimi çok yalnız ve mutsuz hissediyorum. Bir çocuğum ile ortalık yerde kalakaldım. Bütün bunları yaşamama neden olan ise karım olacak kadın. Ben onu deliler gibi sevdim. O beni aldattı. Psikolojik tedavi görmeye başladım. Bir türlü kabul edemiyorum. Bu benim başıma nasıl geldi? Ben ki, o kadar karıma bağlı birisiydim. Çocuğum olmasa bugün intihar edeceğim. Beni hayata bağlayan oğlumun varlığı; ama yaşadıklarımı da unutamıyorum. Ne olur bana bir fikir verin... İntihar etmekten korkuyorum." Yazdığım e-maili Güzin Abla'ya gönderdikten sonra başladım beklemeye. 2 hafta sonra gönderdiğim e-mail, yayınlandı. Sevincimden havalara uçtum. O gün bilgisayarın başından kalkmadım. Güzin Abla'dan bir de e-mail aldım: "Çok sayıda kadın okuyucu size ulaşmaya çalışıyor. Email adresinizi verelim mi?" Yaptığım plan sonuç vermeye başlamıştı. "İsteyene e-mail adresimi verebilirsiniz" dedim. Bir sürü kadın bana email gönderdi. O günden sonra onlarla yazışmaya başladım. Birçoğunu baştan çıkarmıştım. O kadınların hepsiyle 2 yıl boyunca cinsel ilişki yaşadım. Ta ki, eşim bir gün birisiyle beni yatakta basana kadar. O dakikadan sonra eşim beni terk etti. Sonrasında boşandık.

SEMİH'İN HİKAYESİ
Semih, 11 yıl evli kaldı. 2 çocuk babası. Eşiyle severek evlendi ama zamanla ilişkileri monotonlaştı. Bir gün erkek arkadaşlarının baskısıyla tek gecelik bir ilişki yaşadı. O gecenin sabahı pişman oldu. Hem de ne pişmanlık! İşte Semih'in aldatma ya da aldatılma öyküsü.

ERKEK ADAMSIN BE OĞLUM!
Eşim, iş seyahati için Antalya'ya gitmişti. Çocuklar annemde kalıyordu. Her çiftin yaşadığı sorunları biz de yaşıyorduk. Ama eşimle bir gün olsun birbirimizi kırmadık. Ta ki, o geceye kadar... Öğle vakti arkadaşım aradı: "Bu akşam erkek erkeğe toplanıyoruz. İşin yoksa gel" dedi. Ben de "Neden olmasın? Nasıl olsa hatun da yok" dedim. İş çıkışı Nevizade'ye gittim. Tam anlamıyla o akşam muhabbetin dibine vurmuştuk. Söz dönüp dolaşıp kadınlara geldi. Herkes yaptığı çapkınlıkları anlatıyordu. Ben sadece dinliyordum. Arkadaşlarım "Hadi oğlum! Anlatma sırası sende" dediler. Elim ayağıma dolaştı. "Benim o taraklarda bezim yok" dedim. Arkadaşlarım bana gülmeye başladılar. Hatta içlerinden biri, "Ulan adam rahip hayatı yaşıyormuş da haberimiz yokmuş" diye dalga geçti.

GECE BENDENSİN!
O sırada arkadaşımın biri dışarı çıktı. 5 dakika sonra tekrar masaya geldi. "Hadi!" dedi; "Kalkıyoruz. Benim eve gidiyoruz." Ne olduğunu anlayamamıştım. Hep birlikte kalktık, arkadaşın evine gittik. İçkiye kaldığımız yerden devam ettik. Bir süre sonra kapı çaldı. İçeri 5 tane Rus uyruklu çok güzel kadın girdi. Ev sahibi arkadaşım yanıma yanaştı ve "Bu gece bendensin. İçlerinden birini seç" dedi. Diğer arkadaşlarım da benimle dalga geçip, "Hadi Rahip Efendi! 11 yılın günahını çıkar." diye bağırdı. Gururum kırılmıştı. Aşağılanmanın ve alkolün etkisiyle o geceyi Rus hayat kadınıyla geçirdim. Sabah uyanıp kendime geldiğimde, içimi büyük bir pişmanlık kaplamıştı. "Eyvah!" dedim, "Ben ne yaptım?"

İTİRAF ETTİM
Bir hafta boyunca vicdan azabı çektim. Günlerce kendimi ve evliliğimizi sorguladım. Çok pişman olmuştum. Bir akşam eşim dedi ki: "Neyin var, bir haftadır ruh gibi dolaşıyorsun evin içinde?" dedi. Bir anda ne olduğunu ben bile anlayamadım. Ağlamaya başladım. Eşimin dizlerine kapandım. "Ne olur beni affet. Seni bir Rus hayat kadını ile aldattım" dedim. Karım, oturduğu yerden havaya sıçradı. Duyduğu sözlerin şoku ile bana tekmeler savurmaya başladı. Bu sefer ağlama krizine o girmişti. Ağza alınmayacak küfürler ediyordu. "Bu kötülüğü nasıl yaparsın bana?" dedi. Ağzımı bile açamadım. Eline geçen her şeyi kafama fırlattı. Sonra kendisini yatak odasına kapattı. Yaklaşık 1 saat sonra tekrar salona geldi. "Seni şerefsiz adam" dedi; "Benim intikamım daha acı olacak. Madem sen itiraf ettin. Ben de sana itiraf edeyim o zaman: 8 yıldır en iyi arkadaşın Hakan'la seni aldatıyorum. İnanmıyorsan telefon aç, kendisine sor." Dünya başıma yıkıldı. Hiçbir şey duyamıyordum. Oturduğum yerde yığılıp kaldım. Saatler sonra kendime geldiğimde eşim evden gitmişti. Arkadaşım olacak şerefsiz adamı aradım ve eve çağırdım. Her şeyi itiraf etti. Suratına yumruk attım. Elini bile kaldıramadı. O gün eşimle boşanma kararı aldım. Aldattım diye kahrolurken, sonra da aldatıldım diye kahroldum.

Erkek spontane kadın planlı

Erkek ile kadının aldatma stilleri birbirinden tamamen farklı. Erkek aldatmaya bir anda karar verirken kadınlar bu konuda planlı....

Cinsel Tıp Enstitüsü'nün 500 erkek ve kadın üzerinde yaptığı en son araştırmaya göre, eşini ya da partnerini aldatanların yüzde 68'i suçluluk psikolojisi içine giriyor. Ancak son pişmanlık fayda etmiyor... Araştırmaya katılanların yüzde 50'si, 1 ila 4 kez, yüzde 35'i, 5 ila 9 kez, yüzde 15 ise 10'un üzerinde aldatmaya devam ettiğini belirtmişler. Bu yazı dizisini hazırlarken dikkatimizi çeken başka bir gerçek de şu oldu: Erkeğin aldatma stili ile kadının aldatma stili ciddi farklılıklar gösteriyor. Erkek eşini cinsel olarak aldatırken, kadın duygusal anlamda aldatıyor. Erkeğin aldatması anlıkken, kadının aldatması planlı ve programlı oluyor. Erkek cinsel aldatmada sabıkalıyken, kadın ise duygusal aldatmada sabıkalı. (Pek tabii kadının duygusal aldatmasının arkasından da cinsel aldatma geliyor.) Erkeğin istediği sadece sekstir. Kadın ise erkeğin tam tersi. Kadın ise seks veriyor; ama bunun karşılığında erkekten romans istiyor. Erkek, karşısında böyle bir kadın gördüğü zaman hemen ilgi gösteriyor. Kadın bu ilgi karşısında hem romantizm hem de seks ihtiyacını karşılarken; erkek kendi ihtiyacını alıyor.

SANAL ALDATMA ARTIYOR
Ülkemizde internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte 'sanal aldatma' vakalarında artış olduğunu da vurgulamak gerekiyor. Sanal flört ve sanal seksin, en yaygın aldatma biçimi haline dönüştüğünü görüyoruz. Yine araştırmaya katılanların yüzde 70'i sanal flörtü aldatma sayıyor. Psikologlar ve psikiyatrlar da sanal seksin bir aldatma biçimi olduğunu söylüyorlar. Psikiyatr Dr. Özkan Pektaş'a göre: "Konu şaka gibi başlıyor ama giderek çözümsüz bir hal alıyor. Esasında internet üzerinde bu tür ilişkilerin çıkış noktası son derece masumane. 'Nedir, öğrenelim bu chat neymiş?' türünden soruluyor. Ama olayın sonu farklı boyutlara gidiyor ve buradaki ilişkiler tutkuya dönüşüyor. Sonuçta gerek sevgililer, gerek eşler arasında ciddi soğuma başlıyor. Yaptıklarından dolayı suçluluk duyanlar, eşinin internet üzerinde yaşadığı ilişkiyi kaldıramayanlar var. Kimi zaman da burada yaşananlar bir tutku-obsesyon halini alabiliyor. İşte burada aldatmadan bahsedilebilir; çünkü artık o hisleri başka biriyle yaşıyorsunuz. Sonuçta bir sadakatsizlikten söz edilebilir."

ALDATAN ÇİFTLER BOŞANMALI MI?
Kabul edelim ya da etmeyelim; ama hata insana özgü bir şeydir. Önemli olan hatayı nasıl telafi edebileceğiniz... Sadakatsizlik oldu diye evliliği bitirmek bir seçenek mi? 500 kadın ve erkek üzerinde yapılan araştırmaya göre, 'İlişkimi noktalarım' diyenlerin sayısı yüzde 65. Oysaki Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan'a göre, bu düşünce içinde olan insanların yanlış yol izledikleri. "Neden?" diye Tarhan'a sorduğumuzda, bakın neler söylüyor: "Kadınlar eşinin bir sadakatsizliğini gördüğü zaman evliliği bitiriyor. Bitirmeyenler ise adamın yaptığı hatayı bir sopa olarak, ona karşı kullanıyor. Ekonomik özgürlüğü olan kadınlar evliliğini hemen bitirirken, kimileri çocukları için bu duruma katlanıyor. Burada esas sorulması gereken soru şu; 'Eşim beni sevmediği için mi yoksa insani bir zaaftan dolayı mı aldattı?' Eğer aldatılma sevgi olmadığı içinse yapacak fazla bir şey yok. Ama insani bir zaaftan kaynaklanmışsa, o zaman bir çıkış yolu var. Sevgiyi artırıcı çözümler bulmak gerekiyor. 'Eşim beni aldattı, ben de eşimi aldatıp intikam alacağım' mantığı evliliğin çatısına uymuyor. Akıllı kadınlar zaten böyle davranmazlar. Karzarar analizi yapmak gerekiyor. İki tarafta şu soruyu kendisine sormalı; 'Bu olay bana ne öğretti?' Bu tür tatsız olaylardan sonra evliliğini yeniden yapılandıranlar da var. Bazı kadınlar bu olayı gerçek bir fırsata dönüştürebilir."

ERKEĞİN YAŞADIĞI TRAVMA
Erkek kendi aldatmasını küçük bir kazaya benzetirken, eşinin kendisini aldatmasını büyük bir kaza olarak görüyor. Kadının aldatması, erkek için can alıcı bir hatadır. Bağışlanmayacak bir şeydir. Yapılan bir araştırmaya göre eşlerin birbirini aldatması, eşin ölümünden daha ağır bir vakadır. İkinci sırada ise eşin ölümü var. Kadının aldatması, erkek için daha ağır bir travmadır. Erkeğin aldatmaya verdiği anlamla, kadının aldatmaya verdiği anlam daha farklıdır. Aldatılan erkeğin içine düştüğü ağır tarvmanın en önemli nedenlerinden birisi de biyolojik yapısından kaynaklanmaktadır. Kadının aldatması erkek için büyük bir ihanet olarak görülüyor. Erkek, haksızlığa uğradığını düşünüyor.

KADININ YAŞADIĞI TRAVMA
Aldatılan kadınlarda genellikle kıskançlık ön plana çıkıyor. Kadın kendini değersiz hissediyor. Saçını süpürge ettiği erkeğin kendisini yarı yolda bıraktığı hissine kapılıyor. Korunmasız ve aciz duygular içine giriyor. Kendisini 'sudan çıkmış balık' gibi görüyor. Bu travma sonucunda, depresyona girmesi kaçınılmaz oluyor.

TOPLUM NASIL BAKIYOR?
Türk toplumunun aldatmaya bakışında bölgesel farklılıklar gözümüze çarpıyor. Birbirinden farklı 3 kesim var. Birincisi, gelenekselci kesim. İkincisi, modern kesim. Üçüncüsü, hem gelenekselci hem de modern kesim. Modern yaklaşımı savunanlar şayet aldatılırsam boşanırım ya da terk ederim, mantığına sahipler. Gelenekselci yaklaşımı savunanlar, kadını aşırı koruyorlar. Aldatmayı kesinlikle affetmeyip, 'karıncaya silahla ateş etmek' gibi aşırı bir tepki gösteriyorlar. Gelenekselci modern kesim içinde olanlar da, batının değerlerini kendi gelenekselci değerleriyle harmanlamaya çalışıyorlar. Bazı temel değerleri koruyup, modernize edilmeş kazanımlarından faydalanmak istiyorlar. Ağlayarak falcıya koşan kadının hikayesi ilginçtir. Kadın falcıya sorar "Kocam beni aldattı. Bir bakar mısınız, sizce ne yapacağım?" Falcı, şaşkınlıkla kadına "Siz ne yapmak istiyordunuz ki?"der. Kadının verdiği cevap ilginçtir. "Aldatıldığımı öğrendiğim zaman bir kliniğe gittim. Psikiyatr, şayet kendimi iyi hissedeceksem, kocamı aldatabileceğimi söyledi. Kafam karıştığı için ben de size geldim. Falıma bir bakar mısınız, kocamı aldatacak mıyım?" Anlattığım bu hikaye ne yazık ki gerçek. Prof. Dr. Nevzat Tarhan'a göre de Amerika'da boşanmanın en büyük sebeplerinden biri aile terapistleriymiş. Terapistler diyormuş ki: "Aldatılan birisi olarak bundan sonra canınızın istediği gibi yaşayın. Dünyaya nasıl olsa bir defa geldiniz." Tarhan bu görüşe karşı çıkanlardan. Tarhan'a göre: "Günümüz kadını cinsel çekiciliği ile erkeği etkiliyor. Cinsel çekiciği ile toplumda var olan bir kadına karşı erkeklerin ilgisiz kalmasını beklemek hayaldir. Böyle bir durumda erkek psikolojik baskı altındadır. Günümüzde erkeği baştan çıkaran birçok kadın var. Kadınlar ne yazık ki erkekleri ayartıyorlar. Bu durumda erkeğin kamil olmasını beklemek tamamen saflıktır. Şayet uyarıcı varsa, uyaran da var. Kadın toplumda cinsel kimliği ile değil, insani kimliği ile ön plana çıkmalı. Erkekler kolay ulaşılmayan kadına daha çok saygı duyuyorlar. Kadının erkeğe güven vermesi gerekiyor. Evlilikte üç bağ vardır: Sevgi, saygı ve güven. Aldatmaların yoğun yaşandığı yerlerde güven bağı zayıflıyor. Güven bağının olmadığı yerde ise sevgi azalıp, korkular artıyor. Erkeğin de artık kendini olgunlaştırması gerekiyor. Evlilikte zaman zaman fırtınalı dönemler olabilir. Şayet bu dönemde evden uzaklaşıp, başka birisiyle zaman geçirme fikri olursa aldatma gerçekleşiyor. Eşler seçenek olarak boşanmayı ya da aldatmayı düşünmemeli. Ama artık çiftler böyle düşündüğü için evliliklerde aldatma kaçınılmaz oluyor."

-BİTTİ-

SİNAN AKYÜZ