CTD: “Toplum
Kendi Bastırılmış Cinselliğini ve Şiddet Duygularını Bu Şarkılarda Buluyor”
Müzik piyasasında
büyük bir durgunluk yaşanırken, argo, şiddet ve cinsellik çağrıştıran sözler
içeren müzik albümlerinin çok satmasının beraberinde getirdiği tartışma
her geçen gün büyüyor. CTD - CİNSEL Tıp Derneği argo, şiddet ve cinsellik
çağrıştıran şarkılara olan ilginin artmasının nedenlerini açıkladı.
TOPLUMSAL ve
KÜLTÜREL EREZYON
Olayı toplumsal
ve kültürel erozyon olarak tanımlayan CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem
KEÇE; “Müzik piyasasında büyük bir durgunluk yaşanırken argo, şiddet ve
cinsellik çağrıştıran şarkılara ilginin artması, toplumun kendi bastırılmış
cinselliğini bu şarkılarda bulmasından ve cinsel şiddetin her geçen gün
artmasından kaynaklanıyor. Ülkemizde cinselliğin hala bir tabu olduğunu
kabul edersek, adı sanı duyulmayan genç türkücü Ankaralı Namık’ın -Arabada
Beş Evde Onbeş- adlı albümünün yok satması durumu hiçte şaşırtıcı değil.
Esprili bir cinselliği çağrıştıran bu tür albümler; cinsellikle ilgili
yaşanan sorunların, kültürel yapımızı ve sosyal ilişkilerimizi olumsuz
yönde etkilemesinden dolayı, Tarkan gibi mega star olarak adlandırılan
sanatçılarımızın albümlerinden bile çok satıyor. Türkiye'de cinsellik ve
cinsel sorunlar konusunda bilgi ve bilinç düzeyi çok düşüktür. Bu nedenle
de, cinsel sorunlar çok az konuşulur ve genellikle çözümsüz kalır. Bu bağlamda
CİNSEL Tıp Derneği olarak tarafımdan kaleme alınan –Cinselliğin Dayanılmaz
Ağırlığı- adlı kitabımızı çıkarttık. Eczanelerde bile satışa sunulan kitabımız
yok satıyor. Bu da cinsel eğitim ihtiyacının ve toplumun cinselliğe verdiği
önemin bir göstergesidir" dedi.
DAHA ÇOK VAROŞLAR
DİNLİYOR
Argo, şiddet
ve cinsellik çağrıştıran albümlere olan ilginin artmasını Türkiye'de sağlıklı
ve oturmuş kişilik yapısı gelişmemiş olan insanların sayısının fazla olmasına
da bağlayan CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; “Şehirlerin
varoşlarında öfke her geçen gün artıyor. Bastırılırmış her türlü duygu
patlama noktasına gelmek üzere. Şarkıların toplumun aynası olduğu söylenir.
Varoş insanları konuşamadıkları ve sağlıklı bir alana kanalize edemedikleri
duygularının bu albümlerde ifade bulduğunu düşünmeye başladılar. Çünkü
-yakacaksın sobayı, ısıtacan odayı, saat beşe gelince göreceksin pompayı-
sözlerinde, insani derinlik ve gelişmişlik açısından kültürel bir erozyonun
etkisi gizlidir” dedi.
ÇOCUKLARA ve
GENÇLERE KÖTÜ ÖRNEK OLUYOR
Çocuklar ve
gençlerin bu albümlerdeki basitliği ve taklitçiliği sezemediklerini söyleyen
CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; “Sanatsal hiçbir değeri olmayan
ve birkaç günde televizyonun etkisiyle Türkiye’nin gündemine oturan albümler
çocuklarımıza ve gençlerimize güzel geliyor, sevmeye başlıyorlar. Ama tehlikeli
olan ise çocukların ve gençlerin değer yargılarındaki olumsuz değişimdir.
Medya ve bu tür albümleri yapan firmalar onları kolay şeyleri, değersiz
şeyleri, kolay yoldan elde edilen şeyleri sevmeye yöneltiyor ve kötü örnek
oluyorlar. Bir işin eğitimini almak, onlar için hiçbir değer ifade etmiyor”
dedi.
70’Lİ YILLARDAKİ
SEKS FURYASI GİBİ
Argo, şiddet
ve cinsellik çağrıştıran albümlerin 70’li yıllardaki seks furyasını hatırlattığını
söyleyen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; “Türk sinemasının 1974-1980
seks filmleri ve karanlık dönemi sayılan araya parça giren yıllardaki –parçala
Behçet, yırt Kazım- gibi filmlerin isimlerinden çağrışımların bulunduğu
argo, şiddet ve cinsellik çağrıştıran albümlerde bir yenilik, yaratıcılık
yok. Bu nedenle zamanla kendilerini baltalar hale gelecekler. Her şeyi
zamanın teskin edici etkinse bırakmak lazım” dedi.
SANSÜRE KARŞIYIZ
Her şeye rağmen
sansüre karşı olduklarını söyleyen CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem
KEÇE; “Ancak ceza gelmiyor diye -arabada beş, evde onbeş hoşuma da giderse
ağaya beleş- sözleriyle işin suyunu çıkarmamak lazım. Burada görev RTÜK’ten
önce sivil toplum kuruluşlarına ve medyaya düşer. Toplumsal iyi niyet ve
sabrımızın istismar edilmesi gerekir” dedi.
CİNSEL ŞİDDET
ARTIYOR
CİNSEL Tıp
Derneği olarak yaptıkları araştırma ve anket sonuçlarına göre ülkemizde
cinsel şiddetin her geçen gün artığına dikkat çeken CİNSEL Tıp Derneği
Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; “Son aylarda kadınları istemediği cinsel ilişkiye
zorlamak, tecavüz, başka kişilerle cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel olarak
kişiyi korkutan ve kıran davranışlarda bulunmak, sürekli kadınlığını aşağılamak,
telefonla, mektupla veya sözlü olarak sürekli cinsel içerikli tacizlerde
bulunmak, cinsel organlara zarar vermek, namus ve töre nedeni ile baskı
uygulamak gibi cinsel şiddet içeren eylemlerde maalesef artış var. Derneğimize
gelen telefonlardan, web sitemize gelen e-postalardan, MSN Messenger ve
ICQ ile başvurulardan ve yüz yüze görüştüğümüz yaklaşık 1000 kadın arasında
yaptığımız araştırma sonuçlarına göre; kadınların %45’i fiziksel şiddete
ve %40'ye yakını da cinsel şiddete maruz kalıyor yani kocaları tarafından
istemediği biçimde yada türde cinsel ilişkiye zorlanıyor. Ayrıca fiziksel
şiddete maruz kalan kadınların %40’a yakını ise fiziksel şiddetten sonra
cinsel şiddete uğruyor” dedi. Cinsel şiddete uğrayan kadınların %60'nın
evli, %20'sinin boşanmış, %10’nun nikahsız birliktelik yaşayan ve %10’nun
da bekarlar olduğunu belirten CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE;
“Araştırmamıza göre, cinsel şiddete maruz kalan kadınların %50’i ara sıra,
%35'i bazen ve %15'i de nadiren olarak cinsel şiddete uğruyor. Cinsel şiddete
uğrayan kadınların %60'ı kocasından, %20'si boşandığı eşinden, %10'u birlikte
yaşadığı erkekten, bir kısmının da akraba ve tanıdıklarının şiddetine uğruyor.
Cinsel şiddete uğrayan kadınların sadece %15'i yaşadıklarına çare olarak
mahkemeye, %12'si de karakola başvuruyor” dedi. Açıkladıkları oranların
tahmini olarak daha yüksek olabileceğini vurgulayan CİNSEL Tıp Derneği
Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; “Çünkü genellikle cinsel şiddet gizli kalır ve toplum
olarak bu konuların konuşulmasından pek haz etmeyiz. Hiç şüphesiz, bu oranlar
buz dağının sadece ucunu gösteriyor. Bu durumda oranlardan ziyade pornografik
filmlerde geçen sahneleri canlandırmaya zorlanan mor gözlü, tecavüze uğramış,
kırık kemikli, ağır bedensel ve ruhsal travma geçirmiş kadınların sayısının
her geçen gün artması daha fazla önem taşır” dedi.
EĞİTİM ŞART
Cinsel şiddetin
önlenebilmesinde, kültürel ve toplumsal yozlaşmanın önüne geçilmesinde
eğitimin önemine dikkat çeken CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE;
“Eğitim sadece okullarda verilen derslerden ibaret değildir. Eğitimin insanın
doğduğu andan itibaren başlar. Çünkü hiç kimse cinsel şiddete maruz kalmak
istemez, hiç kimse cinsel şiddeti hak etmez, hiçbir davranış cinsel şiddet
için neden olarak gösterilemez, her tür cinsel şiddet kanunlar ve toplum
önünde suçtur, hiç kimse cinsel şiddet uygulamak üzere doğmaz, onlar zamanla
bu hale getirilir. Cinsel şiddeti cinsel mitler, yanlış kültürel değerler
ve eğitimsiz toplumlar yaratır. Okullarda çocukların terbiye edilmesi için
şiddet uygulanması hoş karşılanıyor, sayıları artık azalsa da erkeklere
askerde şiddet ve şiddetin erkeklik için ne kadar gerekli olduğu öğretilebiliyor”
dedi. Argo, şiddet ve cinsellik çağrıştıran albümler gibi gerek sesli ve
görüntülü yayınlarda, gerekse internet dünyasında cinsel şiddet olaylarının
yaygınlığı, bu tür eğilimlere hazır kişilerde, şiddet eğilimlerini ortaya
çıkardığını ifade eden CİNSEL Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem KEÇE; “Bu bakımdan,
medyanın cinsel şiddete, toplumsal ve kültürel yozlaşmaya yönlendirebilecek
her türlü yayından kaçınması ve bu konuda çok daha bilinçli bir tutum sergilemesi
zorunludur” dedi.
|