|
Ankara’da Cinsel Sorunlara Son Yıllardır cinselliği bir tabu sayan, ayıp, yasak ve günah kavramları tarafından kuşatan ve konuşamayan Türk insanı, artık cinsel sorunları olduğunu kabul ediyor ve çözmek için çareler arıyor. Doktorlara ve cinsel tedavi merkezlerine başvuranların sayısı her geçen gün artıyor. Erkekler erken boşalmanın ve iktidarsızlığın, kadınlar ise, orgazm olmanın ya da cinsel isteksizliğin ne anlama geldiğini bilmek istiyor ve önemsiyor. Ama yine de cinsellik konusunda bilinmeyenlerimiz çok. Bu bilinmeyenleri azaltmak için kurulan Cinsel Tıp Derneği (CTD) (www.cinseltip.org); cinselliğin hem cinsel tedavi uzmanları hem de sorunları olanlar tarafından daha fazla konuşulabilir hale gelmesi için çalışmalar yapmayı amaçlamış. Ankara’da cinsel sorunlar için çalışmalar başlatan Cinsel Tıp Derneği ( CTD ) Başkanı Dr.A.Cem KEÇE ile cinselliği konuştuk: Sayın KEÇE; en sık görülen cinsel sorunlar nelerdir? “Erkeklerde erken boşalma ve iktidarsızlık, kadınlarda ise vaginismus, cinsel isteksizlik ve orgazm olamama sık görülen cinsel sorunlardır.” Sayın KEÇE bahsettiğiniz cinsel sorunların nedenleri nelerdir? “Cinsel sorunların oluşmasında damarsal, hormonal ve nörolojik bedensel hastalıklar önemli yer tutsa da bedensel nedenler genellikle tek başına değil, psikolojik etkenlerle birlikte cinsel sorunların ortaya çıkmasında rol alır. En sık görülen psikolojik nedenler ise; yasaklayıcı bir biçimde yetiştirilme, bozuk aile ilişkileri, travmatik cinsel deneyimler, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler, cinsel mitler gibi hazırlayıcı nedenler, eşler arası ilişkide bozulma, doğum, partnerde cinsel yolla bulaşan hastalık bulunması, sadakatsizlik, başarısız deneyim, depresyon ve anksiyete, travmatik cinsel deneyimler, yaşlanma, organik hastalıklara tepki, yetersiz ve yanlış bilgiler gibi başlatıcı nedenler ve performans kaygısı, başarısızlık korkusu, partnerin abartılı istekleri, partnerler arasında iletişim bozukluğu, suçluluk duyguları, partnerler arasında çekicilik kaybı, cinsel alan dışındaki ilişkilerde bozulma, yakın ilişkiye girme korkusu, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler, ön sevişmenin kısıtlılığı, depresyon ve anksiyete gibi sürdüren nedenler olarak sayılabilir.” Sayın KEÇE; AB ülkeleri ile Türkiye'nin, cinsel sorunlara yaklaşımları arasında farklar nelerdir? “AB ülkelerinde insanlar çok rahatlıkla cinsel sorunlarını anlatabiliyor ve bu sorunları için nereye gideceğini biliyor. Yani cinsel tedavi merkezleri çok. Ülkemizde ise bırakın yüz yüze anlatmayı, telefonda bile konuşmaktan insanlarımız çekiniyor ve en önemlisi de nereye ve kime başvuracaklarını bilmiyorlar. İşte CTD olarak bir görevimizde insanlarımıza bu anlamda yol göstermektir.” Sayın KEÇE; size kadınlar mı, erkekler mi daha çok başvuruyor? “Ben bu konu ile ilgilenmeye başladığımda çok az sayıda insan cinsel sorunları için başvuruyordu. Ama zamanla yardımcı olduğumuz ve yol gösterdiğimiz insanların sayısı artmaya başladı ve düzelmeye başlayanlar diğerlerini getirdi. İnanmayacaksınız ama daha çok kadınlar başvuruyor. Ben bunu erkek egemen toplumun bir sonucu olarak görüyorum.” Sayın KEÇE; cinsel eğitim sizce ne zaman başlamalı ve nasıl olmalıdır? “Cinsel sağlık ve cinsel eğitim, hayatımız boyunca öğrendiğimiz ve önemsenmesi gereken önemli bir süreçtir. CTD olarak, cinsel eğitimin kademeli ve planlı olarak anaokulundan itibaren biyolojik değişiklikler ortaya çıkmadan verilmeye başlanmasını öneriyoruz. Ayrıca okullarımızda öğrencilerimize yönelik okul sağlık hizmetleri geliştirilmelidir. Öğretmenler, okul sağlığı hemşireleri ile rehberlik ve danışmanlık hizmetleri cinsel sağlığı daha çok kapsayacak şekilde arttırılmalıdır. Hatta bazı AB ülkelerinde olduğu gibi okul ders programlarında cinsel eğitime yer verilmesini de öneriyoruz.” Sayın KEÇE; herkes tarafından mesafeli durulan ve ülkemizde sıkıntılı bir konu olan cinsel sağlık bilimine neden ilgi duydunuz? “İlk görev yerim olan Tokat’ta bir gün bir anne gözleri yaşlı olarak geldi. Yüzüme bakamıyordu. Çok utanmıştı. Kızının evlendikten sonra yaklaşık 3 yıldır halen bakire olduğunu, eşiyle tam ilişkiye girecekken bacaklarını kapattığını ve tam bir birleşme sağlayamadıklarını anlattı. Bu sorunu ilk defa duymuştum ve yardımcı olamadım. Aklıma takıldı ve araştırmaya başladım. Bize Tıp Fakültesinde böyle bir eğitim verilmemişti. Araştırdıkça dehşete düştüm. Türkiye'de çok fazla vaginismus hastası olduğu gördüm. Çünkü evlenene kadar bakire olmanın zorunlu olduğu bir ülkeydik. İşte bu olaydan sonra yani 1994 yılından beri bu konuda araştırmalarda bulunuyorum, yazıyorum, insanlarımıza yardımcı oluyorum ve devamlı yeni bilgileri okuyorum. Yakında “Cinselliğin Dayanılmaz Ağırlığı” adlı kitabım piyasaya çıkacak. Tıp dünyası ve halkımıza yararlı olacağı kanısındayım. Mutlaka okuyun.” Cinsel sorunların herkes tarafından yaşanabileceğini, cinsel sorunların kader olmadığını ve tahmin edemeyeceğimiz kadar kolay çözümleri olduğunu söyleyen KEÇE’ye teşekkür ediyoruz. Cinsel eğitimin
sorumluları yalnızca doktorlar, psikologlar, öğretmenler vb. değildir.
Öğrenme önce aile içinde başlar, daha sonra okullarda öğretmen, akran grupları,
doktorlar, bu alanda çalışan diğer sağlık elemanları ile devam eder. Ve
medya aracılığı ile geniş kitlelere ulaşır. Bu bağlamda üzerimize düşen
toplumsal görevi yerine getirmenin haklı gururu içerisindeyiz.
|