—İlkbaharda kronik yorgunluk sendromu vakalarında
artış olabilir
—İlkbahar aşk mevsimidir
—Mevsim değişimleri insan biyoritmini olumsuz
etkiliyor
—Büyük şehirlerde insanlar yoğun stres altında
—İlkbaharda intiharlar artabilir
—Cinsel isteksizliğe ve bahar yorgunluğa altın
gibi öğütler
—Bol spor yapın
—Alkol tüketimini azaltın
—Gerekirse bir uzmana başvurun
—Bir başvuru kitabı: “Cinselliğin Dayanılmaz
Ağırlığı”
—Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği'nin Adres ve
Telefonları
Bahar yüzünü göstermeye başladığında, kimi insanlar beklentilerin aksine hiç de mutlu olamıyor, aksine sabahları yataktan kalkmaya güçlerinin olmadığını fark ederek şaşırıyorlar. Kimi zaman cinsel güçsüzlük, cinsel isteksizlik hali tüm gün sürüyor; mutsuzluk, iç sıkıntısı ve bir süre sonra da tam bir çökkünlük hissi yaşanıyor. Bahar yorgunluğu olarak başlayan bu ruh durumu, Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’ne göre önemsenmesi gereken bir rahatsızlık; çünkü eğer tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Basın açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla gündem yaratan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği baharla birlikte görülen cinsel isteksizlik, cinsel güçsüzlük, genel bitkinlik, yorgunluk, güçsüzlük, halsizlik ve uykusuzluk gibi şikayetlerin çok basit tedbirlerle önlenebileceğini bildiren çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı.
İlkbaharda kronik yorgunluk sendromu vakalarında
artış olabilir
İlkbaharda kronik yorgunluk sendromu vakalarında
artış olabileceğine dikkat çeken CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Kronik Yorgunluk
Sendromu adı verilen hastalık 19. yüzyılda Kronik Nervöz Tükenme olarak
tanımlanmıştır. Bugün Yuppie Flu veya 20. Yüzyıl Hastalığı olarak da bilinir.
Tıp dilinde Stres Cevabı Disregülasyon Bozukluğu olan Kronik Yorgunluk
Sendromu veya Canlı Cenaze Sendromu terimi bugün modern tıptaki yerini
almıştır. Muhtemelen 21. yüzyılın yeni ve yaygın bir hastalığı olacaktır.
Kronik Yorgunluk Sendromu, sürekli veya tekrarlayıcı seyreden, sakatlayıcı,
iyi anlaşılamayan ve birçok sistemi tutan bir hastalığı tanımlamak için
kullanılır. Tek bir sebebi yoktur. Bu hastalığın viral bir enfeksiyonun
tetiklediği beyinin çalışmasındaki düzensizlikler, strese bağlı vücudumuzdaki
dengesizlikler ve vücudun savuma sisteminin bozulması sonucu aşırı derecede
aktifleşen bağışıklık sistemimizi içine alan bir durum olduğunu kabul etmeliyiz.
Kronik yorgunluğun en ayırt edici belirtisi yatak istirahatıyla geçmemesidir.
Bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla başa çıkamayınca sonuç bitkinlik olmaktadır.
Baharın güneşli ve sıcak günlerini özlemle beklediğimiz son günlerde birçok
insan halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, uyku isteği gibi ortak problemlerden
yakınıyordur. Bu yakınmaların çoğu bahar yorgunluğu ile bağlantılıdır.
Bahar yorgunluğu da bir hastalık olarak tanımlanabilir. Bahar yorgunluğu
önlem alınmazsa Kronik Yorgunluk Sendromu’na dönüşebilir. Bahar yorgunluğu
ve kronik yorgunluk dışında bir de mutsuzluk yorgunluğu denilen bir yorgunluk
türü vardır. Şikayetler bedensel bir rahatsızlıktan değil, psikolojik sorunlardan
kaynaklanmaktadır. Kendini sürekli bitkin, halsiz, isteksiz, yorgun hissedenler
bu gruba girmektedir. Bu hastaların yorgunluk hisleriyle mutsuzlukları
arasında bağlantı vardır. Mutsuzluk yorgunluğu, doğal olarak, insanın psikolojisiyle
çok yakından ilgilidir. Bu sendrom duygusal tükenmişlik ve bireysel beceride
azalma nedeniyle; bireysel ya da kurumsal düzeyde, insanın iç dünyası ile
ilgili duyguları, amaçları, istekleri ve beklentileri etkileyen psikolojik
bir deneyimdir. Bu hastalar sorunlar, baskı hissi, huzursuzluk ve işlev
bozukluğu sonucunda işlerinden ve ailelerinden olabilirler. Bu sorundan
kurtulmak için öncelikle kendimizi, doğayı ve hayatı sevmek, yorgunluklarımızın,
tükenmişliğimizin, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının gelip geçici olduğuna
inanmak gerekir. Hastaların psikolojik tedavi görmesi gerekir.” dedi.
İlkbahar aşk mevsimidir
İlkbaharın aşk mevsimi olduğunun altını çizen ve
ilkbaharla birlikte havadaki elektrik yükünün artığına dikkat çeken CİSED
Başkanı Dr. Cem Keçe; “Bahar mevsiminin başladığı bugünlerde birçok kişide,
cinsel isteksizlik, cinsel güçsüzlük, sertleşme sorunları, genel bir bitkinlik,
güçsüzlük, yorgunluk, isteksizlik, uykusuzluk, huzursuzluk gibi şikayetler
görülüyor. Çünkü; küçük kasabalarda ve doğayla iç içe olan yerlerde havadaki
pozitif iyonların artması insana zindelik verirken, İstanbul, Ankara, İzmir
gibi büyük şehirlerimizde yoğun olan negatif iyonlar ise; cinsel isteksizliğe,
cinsel güçsüzlüğe, sertleşme sorunlarına, gerginliğe, duygusal iniş çıkışlara,
uykusuzluğa, iştahsızlığa, eklem ağrılarına ve yorgunluğa yol açıyor. Havada
elektrik yükü büyük şehirlerde çok fazla. Maalesef sanayi atıkları ve trafik
bu yükü artırıyor.” dedi.
Mevsim değişimleri insan biyoritmini olumsuz
etkiliyor
Hava ve mevsim değişiminin insan biyoritmini olumsuz
etkilediğini söyleyen CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Dışarıda hava ne kadar
güzel olursa olsun yataktan çıkmakta zorlanıyor, çok uyuduğunuz halde kendinizi
yorgun hissediyor olabilirsiniz. Çünkü kış şartlarına uyum sağlayan vücudunuz,
baharda havanın ısınmasıyla birlikte uyum sürecine giriyor ve şaşırıyor.
Ayrıca bünyenin ihtiyaçlarını ve enerjisini kontrol etmenin getirdiği bir
kaygı da yaşanabilir; bu nedenle de bu sorunların ortaya çıkışı tetiklenebilir.”
dedi.
Büyük şehirlerde insanlar yoğun stres altında
Mevsim değişikliklerinde yukarıda sayılan şikayetlerin
ortaya çıkmasını normal diye nitelendiren CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Bu
şikayetler rutin yaşantımızı etkilemediği sürece sorun yoktur. Ancak bu
şikayetler güneşe ve yaydığı pozitif enerjiye rağmen çevreyle ilişkilerinizi
etkiler hale döndüyse bir uzmana gitmek gerekir. Çünkü normal şartlar altında
baharın gelişi ve doğanın uyanışını görmek harika bir olaydır. Ağaçlar
ve çiçekler açıyor. Oysa günümüz insanı ağırlıklı olarak İstanbul, Ankara,
İzmir gibi büyük şehirlerde yaşıyor ve çok büyük stres altında, doğayı
göremiyor. Uyanıp servislere biniyor, işine gidiyor ve maalesef işyerleri
de suni olarak aydınlatılıyor.” dedi.
İlkbaharda intiharlar artabilir
İntihar vakalarının ilkbaharda artabileceğine dikkat
çeken CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Mevsim ve hava durumu da intihar oranlarını
etkiler. Özellikle ilkbahar aylarında intihar vakalarına daha yüksek oranlarda
rastlanır. Maalesef beyindeki seratonin maddesindeki azalma intihar olasılığını
arttırıyor. Bahar aylarında doğanın canlanması ile insanlar da canlanır,
ancak küçük bir olumsuzlukta büyük kırgınlıklar yaşayarak sıkıntıya girebilirler.
Hayata küsen bu sıkıntıdaki insanlar intihar yolunu seçebilirler. Yaptığımız
anket çalışmalarına göre; intihar girişiminde bulunmayı düşünenlerin %38'i
ilkbahar aylarında, %27'i sonbahar aylarında, %20'i kış aylarında ve %15'i
de yaz aylarında intihar girişiminde bulunmayı düşünüyor. Ayrıca intihar
vakalarında en önemli nedenlerden biri de ekonomik sorunlar ve olumsuz
yaşam şartlarıdır.” dedi.
Cinsel isteksizliğe ve bahar yorgunluğa altın
gibi öğütler
Bahar yorgunluğuna güneş ışığına maruz kalma süresi
ile mevsimsel beslenme değişikliklerinin neden olabileceğini ifade eden
CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Şikayetlerin üstesinden günde 5-6 porsiyon
sebze-meyve tüketerek, içilen su miktarını artırarak, açık havada yürüyüş
yaparak, bol bol güneşlenerek, iyi ve kaliteli bir uykuyla gelinebilir.
Isınan hava vücudun su ihtiyacını artıracağı için günlük içilen su miktarı
3 litre civarında tutulmalıdır. Sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyün
ve 10-15 dakika aç karnına jimnastik yapın, bu zindelik sağlar. Yeşil çay
için. C, A, B ve E vitaminleri, potasyum, selenyum ve omega 3 kullanın
ve sentetik yerine pamuklu kumaştan üretilen kıyafetler tercih edin. Her
gün akşam ya da sabah duş alın, probiyotik ve prebiyotik içeren içecekler,
bağırsak sistemini güçlendirdiği için özellikle mevsim geçişlerinde bol
tüketin.” dedi.
Bol spor yapın
İlkbaharda meydana gelen cinsel isteksizlik ve
yorgunluk ile mücadelede spor aktivitelerinin önemli faydası olduğunu söyleyen
CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Cinsel isteksizlik ve bahar yorgunluğu ile
mücadelede dengeli beslenme, iş yerlerinin ve evlerin yeteri kadar aydınlatılması,
çalışılan mekanda yeteri kadar pencerenin olmasının da önemlidir.” dedi.
Alkol tüketimini azaltın
“Kendinizi kötü haberlere, uyuşukluğa teslim etmeyin”
önerisinde bulunan CİSED Başkanı Dr. Cem Keçe; “Alkol tüketimini azaltın.
Hoşlandığınız insanlarla görüşün ve hoşlandığınız etkinliklerde bulunun.
Geleceğin getireceklerini bilmemenin kaygısını yaşamak yerine sürprizlerin
güzel olduğunu düşünün.” dedi.
Gerekirse bir uzmana başvurun
Pek çok sorunun uzman desteği ve uygun yöntemlerin
uygulanması sonucunda büyümeden çözüme kavuşturulabileceğini söyleyen CİSED
Başkanı Dr. Cem Keçe; uzman yardımına başvurulması gereken durumları ise
şöyle sıraladı: “Kişinin daha önce yapabildiği işleri yaparken zorlanması,
karar verme ve plan yapma açısından zorlanacak kadar zihinsel karışıklık
içinde bulunması, ilişkileri olumsuz etkileyecek boyutlarda sinirlilik
ve alınganlık, aşırı yorgunluk, uykuya eğilim, sabah kalkamama, sosyal
faaliyetlerden kaçınma, cinsel istekte belirgin azalma, cinsel güçsüzlük,
sertleşme sorunları, aşırı unutkanlık, konsantrasyon düşüklüğü, belirgin
kilo değişiklikleri vb. Türkiye'de önemli bir hasta grubu hekime başvurmaya
çekinmekte veya ancak uzun yıllara dayanan bir sorun haline geldiğinde
başvurmaktadır. Ama yukarıdaki önerilerimize rağmen devam eden cinsel isteksizlik
ve yorgunluk durumunda CİSED olarak önerimiz; en kısa zamanda bir hekime
başvurulmasıdır.” dedi.