—Orgazm olmakla boşalmak aynı şey değildir
—Genital organlar doğrudan uyarılmadan
orgazm yaşanabilir
—PSAS hastalarının G noktaları aşırı
hassas olabilir
—PSAS nedir?
—PSAS’ın 6 özelliği
—PSAS hakikaten sinir bozucu bir hastalıktır
—PSAS’ın nedenleri
—PSAS’ı tetikleyen uyarıcılar
—PSAS tedavisi
—Yalancı orgazm sonrası moral bozukluğu
yaşarlar
—PSAS hastalarına öneriler
—PSAS hastalarıyla çalışan cinsel terapistlere
ve hekimlere öneriler
—Sürekli kıyısında olma ve belirsizliğe
düşme duygusunu yaşarlar
—CİSED’in adres ve telefonları
Sarah Carmen adlı hastanın İngiliz The Sun Gazetesi'ne verdiği röportajdan sonra dünya ve ülkemiz gündemine oturan PSAS (Persistent Sexual Arousal Syndrome) yani Sürekli Cinsel Uyarılma Sendromu hakkında basın açıklamaları ve anket çalışmalarıyla ülkemizde gündem yaratan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği – CİSED bir basın açıklaması yaptı. İşte oldukça ilginç ve hastalık hakkında kamuoyunu bilgilendirici olan basın açıklamasından çarpıcı başlıklar:
Orgazm olmakla boşalmak aynı şey değildir
Orgazmın tıptaki son gelişmelere rağmen
halen bilinmezliklerle dolu bir terim olduğunun altını çizen CİSED Başkanı
Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; “Orgazm olmakla boşalmak aynı şey değildir.
Çok yanlış bir şekilde bu iki kavram aynı anlamda kullanılmaktadır. Bu
da kafaları karıştırmakta ve bazen sürekli cinsel uyarılma sendromu (PSAS),
hayalet orgazm veya zincirleme orgazm gibi içinden çıkılmaz kavram karmaşalarına
yol açabilmektedir. Boşalma bedensel bir rahatlama hissiyken, orgazm ise
bu bedensel rahatlamaya ruhun eşlik ettiği çok daha yüksek uyarılmanın
olduğu hedonik (haz veren) bir durumdur. Orgazmda biyolojik yapı, ruhsal
aygıt ve sosyal öğrenmeler bir ahenk içinde çalışır. Orgazm olan kadında
pelvik vazekonjesyon (genital damarların aşırı kanla doluş hali), kalp
atım hızında ve solunum sayısında artma, vajinal ıslaklık, vajinal uzama,
tonik kasılma, vajina dudaklarında hacim artışı, rahimde yükselme ve klitoral
geri çekilme meydana gelir. Bu nedenle genelde orgazm diye bahsedilen durumlar
boşalma olarak algılanmalıdır. Hayalet orgazm terimi de hayalet boşalma,
fantom boşalma veya hayalet haz duyma olarak anlaşılmalıdır.” dedi.
Genital organlar doğrudan uyarılmadan
orgazm yaşanabilir
Beynin kadındaki cinsel uyarılma ve orgazmın
önemli bir kaynağı olduğunu ifade eden CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist
Psk. Gülüm Bacanak; “Genital organlar doğrudan uyarılmadan orgazm olunabildiğine
ilişkin birçok kanıt vardır. Felçli (paraplejik) hastalar tarafından yaşanan
fantom orgazmlar, hipnotik olarak indüklenen orgazmlar, yalnızca fantezi
ile elde edilen orgazmlar ve beyin bölgelerinin uyarılmasıyla elde edilen
orgazmlar bu kanıtlara örnek olarak verilebilir. Ayrıca genital bölgesinden
ameliyat olan kadınların orgazm yaşadığına dair raporlar da mevcuttur.”
dedi.
PSAS hastalarının G noktaları aşırı
hassas olabilir
Bir kadının orgazm yaşama kapasitesinin
bir takım faktörlerden etkilendiğini söyleyen CİSED Başkanı Cinsel
Terapist Dr. Cem Keçe; “Bunların içerisinde nöroanotomik, fizyolojik, psikolojik,
sosyo-kültürel ve etkileşimsel faktörler yer almaktadır. Ancak bu etkilerin
hiçbiri birincilliği veya kesinliği onaylanmamıştır. Orgazmın çalışılmasında
karşılaşılan zorluklar içerisinde; orgazmın nörofizyolojik açısından ne
zaman meydana geldiğini belgeleyecek ölçümlerin bulunmayışı ve fikir birliğine
varılmış bir orgazm tanımlamasının bulunmaması yer alır. Bu son nokta bir
cinsel terapistin akılda tutması için son derece önemlidir. Eğer bir cinsel
terapist cinsel problemleri bulunan bir hastasını dikkatli bir şekilde
dinlerse bazıları daha sonra yaşamadıkları anlaşılacak olan orgazmı yaşadıklarını
bildireceklerdir, diğerleri ise gerçekten meydana gelen orgazmı tanımlayamayacaklardır.
Birçok anatomik bölge orgazm deneyimi açısından önemlidir. Klitoris ve
vajina en sık belirtilenlerdir. Vücudun dokunulmaya en hassas bölgeleri
vajina dudakları, vajina girişi ve klitoristir. Bu bölgeler, özellikle
klitoris çok fazla sinirle donatılmıştır ve ayrıca kanlanma kapasitesine
sahiptir. Vajina ise dokunmaya karşı nispeten daha az hassastır. Ön vajinal
duvardaki vajinal girişin birkaç santimetre uzağındaki yaklaşık 1 cm çapındaki
bölge, Grafebberg veya G noktası olarak tanımlanmıştır. PSAS hastalarında
G noktasının aşırı hassas olduğu ve uyarılmasıyla orgazm açığa çıkaran
bir sıvı ürettiği iddia edilmektedir. Bu maddenin gerçekten idrardan faklı
bir madde olup olmadığı halen bir tartışma konusudur.” dedi.
PSAS nedir?
Dünyada ilk kez 2001'de Hollanda’lı bir
doktor Marcel Waldinger tarafından tanımlanmış olan PSAS hastalığının kesinlikle
bir orgazm hali olmadığının altını çizen CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist
Psk. Gülüm Bacanak; “Ortamda cinsel bir uyarılma, cinsel bir yönelim veya
seks yapma isteği yokken, kendiliğinden ve istenmeyen bir uyarılma sonucu
başta vajina olmak üzere genital bölgelerde yaşanan, karıncalanma, hızlı
hızlı atma veya yoğun heyecanlanma şeklinde tarif edilebilen boşalma hissine
PSAS (Persistent Sexual Arousal Syndrome) yani Sürekli Cinsel Uyarılma
Sendromu denir. Bilinenin aksine büyük bir ıstırap çeken PSAS hastaları,
herkesin imrendiği veya hayal ettiği bir orgazm yaşamazlar. Gerçekleşmemiş
orgazmın hissedilmesi gibi bir duygu veren bu hastalıkta klitoris veya
vajinada hissedilen yalancı orgazm hali vardır. Yanlışlıkla bu hastalara
nemfoman (doyumsuzluğa varan aşırı seks düşkünlüğü) tanısı konulabilir.”
dedi.
PSAS’ın 6 özelliği
CİSED olarak PSAS hastalığı için 6 ortak
özellik belirlediklerini ifade eden CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem
Keçe; “Bunlar, 1-Cinsel uyarılmadaki fizyolojik yanıtlar saatler ya da
günlerce sürebilir ve kendiliğinden kaybolmaz. 2-Fizyolojik uyarılma klasik
orgazmla son bulmaz ve saatlerce, günlerce çoklu yalancı orgazmlar yaşanır.
3-Bunlar bir cinsel arzu ya da uyarılma duygusuyla yaşanmaz. 4-Sadece cinsel
aktivitelerde değil, cinsel uyaran olmadığında ya da hiç uyaran olmadığında
da ortaya çıkabilir. 5-Bu hisler istenmedik, arzu edilmedik bir şekilde
yaşanır. 6-Arka planda işleyen suçluluk, cezalandırılma gibi bilinçdışı
duygular vardır.” dedi.
PSAS hakikaten sinir bozucu bir hastalıktır
PSAS hastaları için oturmanın veya araba
kullanmanın eziyet verici bir durum olduğunu ve ayakta durmanın onları
rahatlattığını söyleyen CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm
Bacanak; “PSAS hakikaten sinir bozucu bir hastalıktır. Çünkü; PSAS hastalığında
hissedilen duygu normal cinsel uyarılmadan farklı bir histir ve herkesin
anladığı manada cinsel bir haz söz konusu değildir. Bilinenin aksine bu
kadınların sekse aşırı düşkünlükleri ve aşırı cinsel istekleri yoktur.
Uyarılma hissi, boşalma hissi yaşandıktan sonra bile, saatler, günler,
hatta yıllarca sürebilir. Bu durum kadın için intihar düşüncelerine bile
yol açabilecek kadar kötü bir duygudur. Sürekli cinsel organda bir rahatsızlık
hissinin yanı sıra, bu kadınlar aşağılanma ve utanç duyguları içerisindedirler
ve sorunlarını bir doktorla bile paylaşmaya çekinirler. Erkeklerde de görülebilen
bu durum, priyapizm olarak ortaya çıkıyor. Erkeler için priyapizmin tanımı
ve bunla başa çıkma yolları mevcut, ancak kadınlar için bir tedavi söz
konusu değil.” dedi.
PSAS’ın nedenleri
Sürekli cinsel uyarılma sendromunun olası
nedenleri hakkında tartışmaların halen devam ettiğine dikkat çeken CİSED
Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; “Anatomik olarak sinir sistemi merkezi
ve periferik sinir sistemi olmak üzere iki bolümde incelenir. Merkezi sinir
sistemi beyin ve omurilikten oluşur. Bu iki merkez dışında kalan sinirler
ise periferik sinir sistemini oluşturur. Periferik sinirler dış ortam ile
merkez sinir sistemi arasında bağlantı sağlar. PSAS’ın tek bir nedeni yoktur.
Sürekli cinsel uyarılma sendromunun olası nedenleri arasında; cinsel organlara
giden sinirlere (pudendal sinir vb) baskı yapan bir etken ya da bu sinirlerin
hassasiyeti, geçirilmiş bir kaza veya çok özel bir beyin anomalisi gibi
merkezi ve periferik sinir sistemindeki nörolojik değişiklikler, cinsel
organlara fazla kan pompalanmasına ve cinsel organların çok sıcak olmasına
yol açan damarsal sorunlar, at ya da bisiklete binme gibi cinsel bölgelere
mekanik baskı oluşması, bazı ilaçların kullanılması ve psikolojik stres
faktörleri yer alır.” dedi.
PSAS’ı tetikleyen uyarıcılar
Sürekli cinsel uyarılma sendromunu tetikleyen
çeşitli uyarıcılar olduğuna dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist
Psk. Gülüm Bacanak; “Bu uyarıcılar arasında en çok gördüklerimiz şunlardır:
Sezaryen ameliyatları, Zyban gibi çok özel antidepresanların kullanılması,
adetin bitmesi veya kesilmesi, farklı antidepresanların üst üste kullanılması,
tren, araba veya motosiklet gibi araçların yarattığı titreşimler, saç kurutma
makinesinin esintisi, fotokopi makinesinin sesi, geçirilen bir kaza sonrasında
pelvis bölgesinin incinmesi ve yaralanmasından sonra mastürbasyon yapma.”
dedi.
PSAS tedavisi
PSAS tedavisinde önemli olanın nedeni
ortaya çıkarmak olduğunun altını çizen CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr.
Cem Keçe; “Nedeni bulmak her zaman kolay olmaz, çok uzun soluklu araştırmalar
ve psikolojik bir analiz gerekebilir. Tedavide holistik cinsel terapi,
antidepresanlar, kas gevşeticiler, anksiyolitikler, sinirleri besleyen
vitamin ilaçları ve gerekli vakalarda cerrahi tedaviler kullanılır.” dedi.
Yalancı orgazm sonrası moral bozukluğu
yaşarlar
Sürekli cinsel uyarılma sendromunda yalancı
bir orgazm hissi yaşandığına dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Cinsel
Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “PSAS hastalığını yaşayan kadınlar kendilerini
huzursuz, gergin, üzgün, isteksiz ve boş hissederler. Bu durumu esas bir
cinsel işlev bozukluğu olarak görmek yerine psikolojik ve nörolojik bir
sorun olarak ele almak gerekir. Bu sorunları cinsel bir faaliyetin dışında
yaşayan bir kadın; depresif bir ruh hali içine girebilir, cinsel beklentileri
azalabilir, arzularınızı karşı tarafa aktaramayabilir ve hayal kırıklıklarını
partnerine öfke olarak dışa vurabilir. Hatta bazen bu kadınlar yalancı
orgazm hissinden sonra ağlama ihtiyacı hissederler; bu üzgün oldukları
anlamına gelmemelidir, yalnızca çok alt üst olmuş duyguların bir ifadesi
olabilmektedir. Bu nedenle ciddiye alınması gereken bir hastalıktır.” dedi.
PSAS hastalarına öneriler
PSAS hastalarının birkaç basit teknikle
ve öneriyle yaşadıkları sıkıntıları azaltabileceklarini ifade eden CİSED
Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; “PSAS hastalarının yaşadıkları sıkıntıları
azaltmaları için aşağıdaki önerilere dikkat etmeleri gerekir. Bunlar;
-Cinsel bölgeye buz torbası koymak,
-Masaj yaptırmak,
-Germe, gevşeme ve nefes egzersizleri
uygulamak,
-Tetikleyebilecek nedenlerden kaçınmak,
-Omega 3, Omega 6 ve Vagisil or Vagigard
(%20 Benzocaine) kullanmak,
-Kegel egzersizlerini uygulamak,
-Tek ayağını altına alarak oturmak (pelvis
bölgesine baskı yapacağından rahatsızlık hissini azaltabilir),
-Mastürbasyon yapmak,
-Uyurken kalça ile bacakların arasına
bir yastık yerleştirmek,
-Araba kullanırken, bacakların arasına
bir şey yerleştirmek (yastık, bardak gibi) vb.” dedi.
PSAS hastalarıyla çalışan cinsel terapistlere
ve hekimlere öneriler
PSAS hastalığının çok nadir görüldüğüne
dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak;
“PSAS şikayetiyle gelen hastalarda cinsel terapistlerin dikkat etmesi gereken
önemli noktalar vardır. Bunlar;
-Açık bir iletişim kurun, size gelen hasta
bu konuyu anlatırken zaten kendini rahat hissetmeyecektir, espri yapmaktan
ya da keşke benim karım da böyle olsaydı gibi sözlerden uzak durun.
-Anlayışlı ve destekleyici olun.
-Dürüst olun, bu hastalığı hiç duymamış
olabilirsiniz bunu itiraf edin.
-Her şeyin kafasının içinde olduğunu söylemeyin.
PSAS’ın nedenleri tam olarak bilinmemektedir ve bu sorunu sen yaratıyorsun
demek hastayı incitebilir. Sorunun nedeni fiziksel olabilir. Her ne kadar
sorun fiziksel kaynaklı olsa bile, psikolojik destek faydalı olacaktır.”
dedi.
Sürekli kıyısında olma ve belirsizliğe
düşme duygusunu yaşarlar
Meslek hayatı boyunca 2 PSAS hastasıyla
karşılaştığını ifade eden CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; “Ancak
her ikisinin de gerekli tetkikleri yaptıracak ve tedavi olacak imkanları
yoktu. İlk hastam; “en küçük bir uyarılmada bile orgazm oluyormuşum gibi
hissediyorum ancak bu yalancı his bile yaşadığım sıkıntıyı geçirmiyor,
hatta şiddetlendiriyor, yalancı orgazmı izleyen birkaç saniye ya da dakikalık
rahatlamadan sonra, duygu tekrardan geri geliyor, bu durum benim işimi,
evliliğimi ve psikolojik sağlığımı çok olumsuz etkiliyor” dedi ve devam
etti: “Sorunum 2000 yılında, kullanmakta olduğum antidepresan ilacı bıraktığımda
başladı. İşleri yoğun olan bir şirkette sekreter olarak çalışıyorum ve
benim işimde hata yapmak kabul edilemez. Sürekli kontrol edemediğim ve
bir türlü yok olmayan bir duygu dikkatimi dağıtırken işe konsantre olmayı
öğrenmem gerekiyordu. Eve bitmiş tükenmiş bir halde dönüyordum. Kendimi
sanki iki işte birden çalışıyormuş gibi hissediyorum: biri gerçek işim,
diğeri ise işime devam edebilmek için sürekli bu duyguyu bastırmaya çalışmak.
Bu şikayetlerim yüzünden sekse olan ilgim azaldı ve kocamla olan ilişkim
zarar gördü. Daha da kötüsü, sürekli kıyısında olma duygusu içindeyken
uzun zaman gerçek manada orgazmı başaramadığım oldu. İnsanlarla görüşmeyi
kestim, hatta bir gün eşime eğer bu durumdan kurtulmanın bir yolu yoksa
kendimi öldürebileceğimi söyledim. Umutsuzlukla ve kocamın zorlamasıyla
bir jinekologla konuşmaya karar verdim. Jinekolog böyle bir durumu hiç
duymadığını, diğer hastalarıyla karşılaştırdığında buna sahip olmaktan
dolayı şanslı olduğumu söyledi. Bu benim için çok yıkıcı bir konuşmaydı.
Hatta gittiğim birkaç doktor ben yaşadıklarımı anlatırken utanmışlardı.”
dedi. İkinci hastam özel bir dershanede çalışan genç bir öğretmendi ve
sorunlarını kısaca şöyle anlattı; “Kanepeme uzanmış TV seyrediyordum, vajinamda
daha önce hiç olmayan titreme veya kaşıntı gibi tatlı bir şey hissettim.
Bu benim yavaş yavaş belirsizliğe düşüşümün başlangıcıydı. O günden önce
hayatım güzeldi. Sadece sık sık tuvalete gitme ihtiyacı hissederdim, ancak
daha sonra vajinamdaki bu titreme duygusunu hissetmeye başladım. Bu duygu
giderek arttı. Çok rahatsız oluyordum. Bunun ne olduğu ve nereden geldiğinden
emin değildim. Ne yapacağımı bilemiyordum. 1 yıl içinde bu duygu çok rahatsız
edici olmaya başladı ve artık bir doktora başvurdum. Sorunumu anlattım,
doktor beni dikkatle dinledi ve bana hayatımda çok fazla stres olduğunu
ve bunun vajinama aşırı kan akışı oluşturabileceğini söyledi ve bir antidepresan
ilaç vererek beni gönderdi. İlacı kullanmaya başladıktan bir hafta sonra
bunun işe yaramadığını anladım, çünkü vajinamdaki titreme daha da artmıştı.
Bir süre sonra ilacı kullanmayı bıraktım ancak vajinamdaki titreme artık
yerini zonklamaya bırakmıştı ve bu korkunç bir duyguydu. Yeni bir doktor
randevusu aldım. Bu sorun yüzünden çok utanıyordum. Vajinamdaki zonklama
hiç bitmiyordu. Zonklama vajinamın her yerindeydi. Bu doktor da sorunun
mesanemden kaynaklanabileceğini düşündü ve beni bir ürologa gönderdi. Neyse
ki doktor çok iyiydi ve bende mesaneyle ilgili bir hastalık (sistit) olabileceğinden
şüphelendi. Tanı için bazı testler istemesine rağmen bir türlü sonuca ulaşamıyorduk.
Bu sırada iş değişiklikleri yaptım, çünkü gün içinde sürekli oturmadan
yapılan bir iş bulmak zordu. Oturduğumda sorun daha da artıyordu. Bir süre
sonra dershanede de oturamaz oldum, sık sık kalkıp tuvalete gidiyordum
bu da herkesin bana garip garip bakmasına neden oluyordu, bana sanki hiperaktif
bir çocukmuşum gibi davranıyorlardı. Tabi ki kimseye ‘sizleri rahatsız
ettiğim için kusura bakmayın, ama vajinamda sürekli bir zonklama hissediyorum
ve o hissin geçmesi için orayı kaşımak istiyorum’ diyemiyordum. 3 yıl geçti
ve hala tanı yoktu. Sorun her geçen gün kötüye gidiyordu. Şimdi de vajinamda
eğer tuvaletimi yapmazsam bıçak gibi bir yanma hissediyordum. Artık tuvalette
saatler geçirir olmuştum, tuvaletimin hepsini yaptığımdan emin olmak ve
o duyguyu yaşamak istemiyordum. En sonunda tanım kondu, özel bir mesane
iltihabım olduğu söylendi (intersistiyel sistit) ve bu sorunun çözümü yoktu,
daha beter depresyona girdim. Kimseyle konuşamıyordum ve vajinandaki bu
yanma, zonklama, titreme hissi hiç geçmeyecekti. Dershanede başarım düştü,
ailem ve arkadaşlarımdan uzaklaştım. Tanrı’nın beni evlenmeden önce cinsel
ilişki yaşadığım için cezalandırdığını düşünmeye başlamıştım. 4 yıl olmuştu
ve artık bu sorundan asla kurtulamayacağımı biliyordum. Bir gün kocamla
tanıştım, o her şeyim oldu. 7 ay sonra evlendik ve ona sorunumu anlattım.
O ne yaşadığımı bilen tek kişiydi. Her gün bir mücadeleydi. Biliyorum ki
sorunumla mücadele etmek onun için de kolay değil. Evlendikten 1 yıl sonra,
sorunumun evliliğimi nasıl bozmaya başladığını gördüm. İntersistiyel sistit
için ilaçlar kullanıyordum ama fayda etmiyordu. Hala kötüye gidiyordu.
Artık sadece yanma, zonklama değil bir de itme-çekme hissi oluyordu. Şimdi
her oturduğumda, uzandığımda, duş yaptığımda, sınıfa girdiğimde, yürüdüğümde
ya da tuvalete oturduğumda önce bir itme-çekme hissi, sonra zonklama sonra
da yanma hissediyordum. 5 yıl olmuştu, hala sorularıma yanıtlar arıyordum
ve çekilmez bir insan haline gelmiştim. Sürekli ağlıyordum, öfke krizlerim
oluyordu. Beş buçuk yıl sonra, internette PSAS hastalığına rastladım. Okuduğum
yazıya göre benimle aynı sorunu yaşayan kadınlar hatta erkekler bile vardı.
Bu yazı sayesinde pudental sinirin belirli bir parçasının beyin aracılıyla
vulva kasına zonklama, yanma ya da titreme mesajı gönderebileceğini öğrendim.
Bir nörologa başvurdum ve araştırmalar yaptı, doktorum 10 yıl önce geçirdiğim
araba kazasının ya da yine çocuklukta geçirdiğim zonanın buna neden olabileceğini
düşündü.”
CİSED’in adres ve telefonları
Basın mensuplarına CİSED’in telefon, e-posta,
web site ve adresini haberlerinde kullanmaları çağrısında bulunan CİSED
Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “Değerli basın mensubu
dostlarımız; yaptığımız, yapmaya devam ettiğimiz anketlere katılımın artması
ülkemizde yaşanan cinsel sorunların fotoğrafını en doğru şekilde çekmemize
yarıyor. Ancak haberlerinizde CİSED e-posta, web site, adres ve 24 saat
hizmet veren telefonlarımızın kullanılması anketlere olan katılımları arttıracaktır.
Böylece ülkemizdeki cinsel sorunların oransal olarak tespitine katkıda
bulunmuş olacaksınız. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada derneğimize
verdiğiniz desteğin devam edeceğini umuyoruz” dedi.
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği - CİSED
Telefon: 0.312.212 66 26 ve 0.312.346
24 24 Mobil Telefon: 0.542.519 47 64
Web Site ve E-Posta: www.cinseltip.org
- info@cinseltip.org